Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi

No: HT-BA-2026-MB-TR-07 H. 22 Ramazan 1447
M. Çarşamba, 11 Mart 2026

İran, Amerika’ya Ancak Nübüvvet Metodu Üzere Hilafet ile Galip Gelebilir; Cumhuriyet Rejimini Yeniden Diriltmekle Değil!

İran’daki Geçici Liderlik Konseyi, 28 Şubat’ta babasının suikasta uğramasının ardından, Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i Uzmanlar Meclisi üyelerinin oy çokluğuyla yeni Dini Lider olarak atadı. Devrim Muhafızları ve silahlı kuvvetler, atanan bu yeni lidere bağlılıklarını ilan ederken, küfrün başı Amerika’nın başkanı Trump bu seçimi reddederek açıkça müdahale tehdidinde bulundu. Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’ın bir sonraki liderinin belirlenmesi sürecine şahsen katılmak istediğini söylemiş ve Mücteba Hamaney’in babasının yerine geçmesinin kabul edilemez bir sonuç olacağını ifade etmişti.

İran’ın Cumhuriyet rejimini koruma ve Mollalar yönetimini sürdürme konusundaki ısrarı, ülkeyi krizden çıkarmayacağı gibi küfrün başı Amerika’ya karşı bir zafer elde etmesine de olanak sağlamayacaktır. Oysa İran, Hilafet sistemini benimsemiş olsaydı, şu nedenlerden ötürü Amerika’ya karşı kesin zafer elde edebilirdi:

1- Hilafet sistemi, İslam’ın yegâne yönetim sistemidir. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmenin tek yolu budur. Hilâfet, farzları koruyan en büyük farzdır ve Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın düşmanlarına karşı yardımını vaat ettiği şer’î nizamdır. Ebu Hazım’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

قاعدتُ أبا هريرة خمس سنين، فسمعته يُحدّث عن النبي ﷺ قال: «كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمْ الْأَنْبِيَاءُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ، وَإِنَّهُ لَا نَبِيَّ بَعْدِي، وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ تَكْثُرُ». قَالُوا فَمَا تَأْمُرُنَا قَالَ: «فُوا بِبَيْعَةِ الْأَوَّلِ فَالْأَوَّلِ، وَأَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ، فَإِنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ“Ebu Hurayra ile beş yıl kaldım, onun Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle rivayet ettiğini işittim: “İsrail oğullarını Nebiler yönetiyordu. Bir Nebi öldüğünde onu bir başka Nebi takip ederdi. Benden sonra Nebi yoktur. Fakat benden sonra birçok Halifeler gelecektir.” Dediler ki: “Bize ne emredersin?” Dedi ki: “İlk biate ilkine vefa gösteriniz. Onlara haklarını veriniz. Çünkü Allah, onları güttüklerinden hesaba çekecektir.” buyurdu.” [Müslim]

2- Cumhuriyet sistemi, başında bir alim, fakih veya hafız bulunsa dahi, adına “İslamî” denilse de şer’i bir rejim değildir. Zira bir rejimin vasfı; uyguladığı hükümlere, kanunlara ve anayasasına bakılarak belirlenir. Eğer bunlar, Allah’ın Kitabı ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetinden neşet ediyorsa İslamidir, aksi takdirde Allah katında hiçbir değeri yoktur. Cumhuriyet; dini devletten ayıran, “halkın halk tarafından yönetilmesi” esasına dayanan ve kuvvetler ayrılığı (yürütme, yasama ve yargı) prensibiyle işleyen, anayasanın, her bir erkin yetki ve görev süresini belirlediği seküler bir yönetim biçimidir.

3- Tarih İran, Mısır, Türkiye ve Pakistan gibi laik ülkelerdeki rejimlerde sarıklı, sakallı veya Kur’an hafızı şahsiyetlerin iş başına gelmesinin İslam’ın iktidara gelmesi anlamına gelmediğini kanıtlamıştır. Kaldı ki Allah Subhânehu ve Teala’nın şöyle buyruğu da uygulanmamıştır:

وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِناً عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ“Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet.” [Maide 48] Örneğin Türkiye’de Kur’an tilavetiyle tanınan Erdoğan ve ondan önce Erbakan yönetime gelmiş, ancak Türkiye laik, Kemalist ve “NATO” adlı Haçlı ittifakının sadık bir üyesi olarak kalmaya devam etmiştir. Suriye’de hafız ve sakallı Cevlani’nin yönetimi ele alması Suriye’deki cumhuriyet rejiminin yapısını değiştirmemiş, hatta rejimin adını “İslami” yapmaya veya Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Ukab ve Liva sancağını dalgalandırmaya bile cesaret edememiştir. Aynı şekilde Kur’an hafızı olan Muhammed Mursi, Mısır’da iktidara geldiğinde ilk işi milyonların önünde laik cumhuriyet sistemini ve 1973’te hazırlanmış beşerî anayasayı koruyacağına dair yemin etmek olmuş, ardından da üzerine yemin ettiği şeyi tatbik etmeye başlamıştır. Böylece Kuran hafızı iktidara çıkmış ama Kur’an onunla birlikte iktidara çıkmamıştır. Aynı durum Pakistan’ın “Hafız” lakaplı Genelkurmay Başkanı Asım Münir için de geçerlidir. İslam beldelerindeki en güçlü ordunun, yani nükleer güce sahip Pakistan ordusu genelkurmay başkanının Kur’an’ı ezberden bilmesi onu Kur’an’daki cihat ayetlerinden biriyle amel etmeye sevk etmemiştir. Ne bir Müslümana ne de İslam’a yardım etmiştir. Aksine Gazze’de kendisinden yardım dileyen mustazafları yüzüstü bıraktığı gibi, on yıllardır Hindular tarafından işgal edilen Keşmir halkını da yüzüstü bırakmıştır; Amerika’nın emirlerini uygulayarak nerede olurlarsa olsunlar veya nereye saklanırlarsa saklansınlar mücahitlerin peşine düşüp onları katletmiştir.

4- İran ile Amerika ve Yahudi varlığı arasında süren savaş, Amerika ve Yahudi cephesinin öyle birçoklarının sandığından çok daha zayıf olduğunu kanıtlamıştır. Amerika’nın; tıpkı Venezüella’da planladığı gibi kısa sürede rejimi devirip yerine bir kukla atayacağı basit bir operasyon olarak gördüğü bu savaş, hiç de öyle planladığı gibi gitmemiş ve ucu açık bir hal almıştır. Ancak buna karşılık İran’daki Cumhuriyet rejiminin ufku, savaşı durdurup müzakere masasına dönmekten ve nükleer program gibi güç unsurlarını teslim etmekten öteye geçememektedir. Amerika, İran’ı tamamen kendisine tabi kılana kadar zayıflatmaya devam edecek; böylece savaş meydanlarında elde edemediğini müzakere masasında elde etmeye çalışacaktır.

5- İran’daki Cumhuriyet rejiminin Hilâfet sistemine dönüştürülmesi, İran da dahil olmak üzere Ümmetin Amerika’ya zafer elde etmesinin yegâne yoludur. Zira Hilafet, Allah’ın indirdikleriyle hükmedecek, diğer İslam beldeleriyle olan sınırları kırıp onları birleştirecek ve Amerika ile Yahudi varlığına karşı Allah yolunda cihat için genel seferberlik ilan edecektir. Böylece ümmet, Hilafet çatısı altında heybetli bir güce dönüşecek; Avrupalı haçlı müttefikleri tarafından terk edilen Amerika’nın filolarını denizlere gömecek ve onu okyanusların ötesine hapsolmaya zorlayacaktır. O zaman Hilafet Devleti uluslararası konumda tek başına söz sahibi olacak ve tüm dünyaya hak ile nizam verecektir. Bu seçenek dışında İran’ın bu savaştan zaferle çıkması mümkün değildir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ“Onlarla savaşın ki Allah sizin elleriniz ile onları cezalandırsın, rezil rüsva etsin. Onlara karşı size yardım etsin. Müminlerin kalplerine şifa versin.” [Tevbe 14]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizbut-tahrir.info
E-Mail: media [@] hizbut-tahrir.info

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.