Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: PK-BA-2026-MB-TR-25 H. 28 Rabi-ul Evve 1448
M. Perşembe, 10 Eylül 2026

Amerika, Kendi Adına İran’la Savaşmaları İçin Mekke İttifakı’ndaki Dostlarına Çağrıda Bulunuyor!

Amerikalı Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson, Twitter hesabından Mekke Savunma İttifakı hakkında şöyle bir paylaşımda bulundu: “Mekke Savunma İttifakı’na göre bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Husilere karşı harekete geçmesinin zamanı geldi. Yemen özgürleşmeli.” Pakistan Savunma Bakanı Havace Asıf ise 8 Eylül 2026’da yaptığı açıklamada; Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının Mekke Savunma İttifakı’nı harekete geçirebileceğini, çünkü anlaşmanın bir üyeye yapılan saldırıyı tüm üyelere yapılmış saydığını ifade etti. Bu açıklamalar, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik yeni saldırıları üstlenmesinin ardından geldi.

Amerika; her türlü öldürücü silahı kullanmasına, hayati, askeri ve sivil tesisler ile altyapıyı vurmasına, Hark petrol adasına ağır hava saldırıları düzenlemesine rağmen İran’ı dize getirmekten aciz kalınca yeni yollara başvurmuştur. İran’ı açıkça teslim olmaya zorlayamayan ve her ikisini de olağanüstü adamlar olarak nitelendirdiği, Asım Münir için ise gözde mareşalim dediği Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir gibi yalancı şahitler aracılığıyla imzalanan anlaşmalara İran’ın uymasını sağlayamayan Amerika; kirli işlerini kendi adına yapmaları için bölgedeki bazı Ruveybida yöneticileri kullanma yoluna gitmiştir. Bu doğrultuda; Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’den oluşan üçlü bir askeri ittifak kurulması talimatını vermiştir. Trump, kendisi için bir kurtuluş ve İran’a karşı kullanabileceği kalın bir sopa olarak gördüğü bu ittifakın kurulmasından büyük memnuniyet duyduğunu dile getirmiştir.


Dünyadaki tüm askeri ve siyasi gözlemciler için olduğu kadar bizzat kendisi için de, elindeki her türlü öldürücü silaha rağmen Amerika’nın dünyanın dört bir yanında yürüttüğü savaşları ve maceraları, özellikle de İslam beldelerine karşı giriştiği savaşları sonuçlandırmaktan aciz olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. Çünkü Amerikan ordusu, her türlü ölümcül silaha sahip olsa da kendisini inançları uğruna savaşmaya ve fedakârlığa sevk edecek bir askeri doktrinden yoksundur. Zira Amerika’nın savaşları; mazluma yardım etmek veya adaleti yaymak için yapılan asil savaşlar değil, sömürgecilik, yağmacılık ve talan savaşlarıdır. Askerleri de bu gerçeğin farkındadır ve işte onları intihara sürükleyen de budur. Nitekim okyanuslarda seyreden gemilerdeki askerlerinin intihar vakaları, çokluğu sebebiyle Amerika’nın dahi gizleyemeyeceği bir hâl almıştır. Amerikan ordusu; sadece maddi kazanç, imtiyaz ve bağışlar için orduya katılan paralı askerlerden oluşmaktadır. Ancak bu kazançların tamamı, askerin hayatta kalma içgüdüsüyle çatıştığında buharlaşıp gitmektedir; çünkü korkaklık ve hayat sevgisi, hükümetlerinin ve askerî-siyasi liderlerinin kendilerine vaat ettiği bütün bu kazançlardan ve rüşvetlerden daha baskın gelmektedir.

Amerika, ordusu hakkındaki bu gerçeklerin farkında. Amerika, savaşlar çıkarmakta, ancak bu savaşları kendi çıkarları doğrultusunda sonlandıramamaktadır. İşte onu bölgedeki yandaşlarından yardım istemeye ve kendi askerlerinin başaramadığı kirli işleri yaptırmak ve savaşlarını sonlandırmak üzere Müslüman askerleri kullanabileceği askeri bir ittifak kurmalarını emretmeye sevk eden şey de işte budur. Amerikan askerleri, Afganistan’daki mücahitler ile yirmi yıldan fazla savaşmışlar ancak zafer elde edememişlerdir, büyük can kayıpları verdikleri Irak’ta da savaşı sonuçlandırmayı başaramamışlardır. Bu sebeple Amerikan liderleri, özellikle karada asker gücü gerektiren savaşları, Amerikan askerlerinin tek başlarına yürütemeyecekleri kanaatine varmışlardır. Bu yüzden Obama ve Savunma Bakanı Leon Panetta döneminde 2012 ABD Savunma Stratejisi’nde, aynı anda iki büyük savaşı yürütme ilkesinden vazgeçilmiştir. Önceki ilke, Amerika’nın, Avrupa’da bir savaş ve Asya ya da Orta Doğu’da bir başka savaş gibi, aynı anda iki büyük ve bölgesel savaşı yürütme kapasitesine sahip olması gerektiğini varsayıyordu. İşte bundan dolayı Amerika; Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin eğitimli Müslüman askerlerini İran’a karşı savaşı bitirmek için kullanmak istemektedir. Bu üç devletin; İran’ı işgal etmek ve rejimi ABD çıkarlarına hizmet edecek şekilde devirmek ve değiştirmek amacıyla, Amerikan deniz ve hava filolarının yanında kara harekâtına girişmesi de uzak bir ihtimal değildir. Nitekim Amerika, 2003 yılında hem bunları hem de başka ajanlarını ve Haçlı ittifakındaki müttefiklerini Irak’ı işgal etmek için seferber etmiştir.

Ey Pakistan ordusunun samimi subayları! Sizler, devletinizin kuruluş temeli olan İslam adına savaşlara girmek ve İslam beldelerini savunmak için mi yoksa küfrün başı Amerika’nın ve onunla birlikte Yahudi varlığının üstesinden gelemediği kirli işleri yapmak için mi eğitildiniz? Hem gazaba uğrayanların hem de sapanların yardımcısı olmayı nasıl kabul edersiniz?! Sizleri İslam ve Müslüman düşmanlarının hizmetine sunan liderlerinize karşı nasıl sessiz kalabiliyorsunuz? Askerî suçlara ilişkin 1952 tarihli Ordu Kanunu’nun 24. maddesinde, düşmana karşı işlenen suçlar kapsamında, “düşmana doğrudan veya dolaylı olarak yardım eden yahut onun yükünü hafifleten” kişinin idamla cezalandırılacağı hükmünün yer aldığını bilmiyor musunuz?! Katilin de maktulün de ateşte olduğu bir savaşın içine itilmeden önce durumunuzu düzeltmek zorundasınız. Nitekim Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا، فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşırsa ölen de öldüren de Cehennemdedir.” [Buhari ve Müslim]

Askeri ve siyasi kurumlarınızı, Amerika’nın bölgedeki sömürgeci çıkarlarını gerçekleştirmek için çalışanlardan temizlemelisiniz. Şunu bilin ki; Amerika’nın Afganistan’daki ve sınır bölgelerindeki savaşlarında ve dünyada “barış gücü” adını verdikleri sömürge misyonlarında askerlerimizin temiz kanı nasıl akıtıldıysa, liderleriniz Washington’daki Haçlı efendilerinin çıkarlarını gerçekleştirmek için İran’da da kanınızı akıtmaktan çekinmeyeceklerdir. Vakit çok geç olmadan onları devirmek için acele edin! Nübüvvet Metodu üzere Hilafet’i kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin ki İslam beldelerini karada ve denizde Amerika’nın, Yahudilerin ve tüm sömürgecilerin pisliğinden temizlemek için size liderlik etsin.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انفِرُواْ فِي سَبِيلِ اللهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الأَرْضِ أَرَضِيتُم بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” [Tevbe 38]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan
Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813
https://bit.ly/3hNz70q
Fax: +(92) 21–520–6479
E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.