حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: SR-BA-2026-MB-TR-11 |
H. 28 Muharrem 1448 M. Pazartesi, 13 Temmuz 2026 |
Mevcut “Yasama” İşleviyle Halk Meclisi: Devrimsel Bir Gerilemedir ve Laikliği Kökleştirme Kurumudur
12 Temmuz 2026 Pazar günü, 210 üyeden oluşan Suriye Halk Meclisi ilk oturumunu gerçekleştirdi. Meclis üyelerinin üçte ikisi seçim kurulları aracılığıyla dolaylı yoldan seçilirken, geri kalan üçte biri ise geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından atanmıştır.
Meclis başkanının ve yardımcılarının seçildiği ilk oturumun ardından Ahmet eş Şara, X platformu üzerinden şu açıklamayı yapmıştır: “Halk Meclisi’nin çalışmalarına başlaması önemli bir milli dönüm noktasıdır. Bu adımla istişareyi ve sorumluluk anlayışını daha da kökleştiriyor; diyalog, liyakat ve hukukun üstünlüğü esasları üzerine devlet kurumlarını inşa etme yolunda yeni bir aşamaya geçiyoruz.”
Halk Meclisi üyelerinin seçilmesi ve ardından mevcut anayasal işleviyle, halk adına yasalar çıkaran bir yasama organı olarak ilk oturumunu gerçekleştirmesi son derece tehlikeli bir durum ve büyük bir münkerdir. Allah’ın, suç rejimine karşı zafer nasip ettiği ve onları Şam’a ulaştırdığı dünün devrimcileri bugünün yöneticileri haline gelmiştir. Dolayısıyla Şam halkı, bu gerçeğin farkına varmalı ve buna inkâr etmelidir.
Çünkü Meclisin bugünkü gerçek görevi, yalnızca istişare yapmak veya insanların sıkıntılarını yönetime taşımak değildir. Asıl görevi; halk adına anayasayı ve yasaları onaylayan bir yasama otoritesi olmasıdır. Hatta sunulan bir kanun şer’î bir hükme uygun olsa bile, meclisin onayından geçmedikçe yürürlüğe giremez. Böylece o yasa, Allah’ın hükmü olduğu için değil, Halk Meclisi tarafından onaylandığı için geçerli kabul edilmektedir. Bu ise Halk Meclisi’nin Allah’ın dışında yasama yapan bir otorite hâline geldiği, hatta bazı durumlarda Allah’ın hükümleri üzerinde vesayet kurduğu anlamına gelir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
أَمْ لَهُمْ شُرَكَاءُ شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللَّهُ “Yoksa onların, dinde Allah’ın izin vermediği şeyleri kendileri için kanunlaştıran ortakları mı var?” [Şurâ 21]
Ayrıca mevcut yapısıyla “önemli bir milli dönüm noktası” olarak sunulan bu meclis, geçiş hükümetinin yerleştirmeye çalıştığı milliyetçilik fikrini güçlendirmektedir. Böylece Şam Devrimi’nin en temel slogan ve ilkeleri, özellikle de İslam’ın hükmünün uygulanması hedefi göz ardı edilmektedir. Oysa milliyetçilik, sömürgecilerin akide bağını ve İslam kardeşliğini parçalamak, ümmeti milliyetçilik ve ulusçuluk bağlarıyla bölmek için ortaya çıkardıkları bağlardan biridir.
Asıl fark edilmesi, reddedilmesi ve değiştirilmesi gereken büyük tehlike; yalnızca bazı seçim mekanizmalarına veya bazı meclis üyelerinin durumuna itiraz etmek değildir. Asıl tehlike, bu meclise biçilen roldür: Allah’ın indirdiği hükümler yerine yasama yapmak ve ulus-devlet çatısı altında İslam’ı hayattan ayıran laik anlayışı kurumsallaştırmak. Bütün bunlar ise başta Haçlı Amerika olmak üzere büyük devletleri memnun etmek için yapılmaktadır. Oysa onların İslam’a ve Müslümanlara karşı dünyanın her yerinde işledikleri suçlar herkesin malumudur.
Ey Suriye halkı! Şam topraklarını sulayan tertemiz kanların, devrim boyunca verdiğiniz büyük fedakârlıkların; şehadetlerin, hicretlerin, yıkımların ve katliamların sonucu bu mu olmalı? Siz bütün bunları, Allah’ın razı olduğu İslam sistemini ikame etmek, O’nun dinini yeryüzünde egemen kılmak ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sancağını dalgalandırmak için vermediniz mi? Meydanlarda hep birlikte: “Ebedî önderimiz Efendimiz Muhammed’dir.” diye haykırmadınız mı? Bütün bunlar, beşerî sistemleri uygulamaya devam etmek, laik uygulamaları meşrulaştırmak ve onların kurumlarını yeniden üretmek için miydi? O’nun getirdiği şeriattan başka bir şeriatla hükmeden, Allah’ın dışında anayasa ve kanunlar yapacak bir yasama meclisini alkışlayan bizlerin önderi, gerçekten efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem olabilir mi?
Düşmanlarımızın ülkemizi sömürgeleştirip paylaştıkları dönemde çizdikleri, ümmetin bedenini parçalamak ve evlatlarını ayırmak için bir çit olarak tasarladıkları o sınırları tanıyan bir “ulusal devlet” kuran bizlerin önderi Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem olabilir mi?
İçinde bulunduğumuz durumun köklü çözümü; anayasal reformlarda, yönetici yüzlerin değişmesinde ya da hükümet kurumlarının rollerinin iyileştirilmesinde değildir. Gerçek çözüm, suç düzenini bütün sistemleri ve sembolleriyle kökünden söküp atmaktır. Gerçek çözüm, bu gerçekliği kökten değiştirerek Nübüvvet metodu üzere İkinci Raşidi Hilafeti kurmakta, iç ve dış işlerimizi sadece İslam’ın hükümlerine göre gütmekte, dinimizi yok etmek ve egemenliğimizi gasp ederek zenginliklerimizi yağmalamak isteyen devletlerle olan ipleri koparmakta yatmaktadır. Bizler Allah’ı razı ettiğimiz sürece, sömürgeci devletlerin rızasına veya öfkesine asla değer vermeyiz.
Bizler Allah Azze ve Celle’nin vaadinden ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesinden eminiz. Öyleyse gelin bu dine yardım etmek ve Alemlerin Rabbi’nin şu sözündeki vaadini gerçekleştirmek için çalışanlardan olalım:
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur 55]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Suriye Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: +8821644446132 Skype: TahrirSyria www.tahrir-syria.info |
E-Mail: media@tahrir-syria.info |