- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
“Evliliğin 6 Ay İçinde Feshi!”
İleriye Doğru Yasal Bir Kaçış ve Sorunun Kökeniyle Yüzleşmekten Aciz Kalma
Haber:
Son zamanlarda sosyal medya platformları ve medya organlarında, hükümetin sunduğu yeni Ahval-i Şahsiye yasa tasarısı hakkında haberler yer almıştır; bu tasarı, evlilik sözleşmesinin tarihinden itibaren 6 ay içinde, kocanın aldattığı veya hile yaptığı (önemli bilgileri gizleme veya gerçek olmayan nitelikler iddia etme gibi) tespit edilmesi halinde ve hamileliğin gerçekleşmemiş olması şartıyla, kadına evlilik sözleşmesinin mahkeme kararıyla feshedilmesini talep etme hakkı tanıyan bir madde içermektedir. (El Arabiya Net)
Yorum:
Kamuoyu ve hukuk uzmanları bu maddenin usulî yönlerini ya da ahlaki sonuçlarını tartışmakla meşgulken, en tehlikeli ve derin boyutu gözden kaçtı: Gençler neden evliliği tamamlamak için aldatmaya ve yalana başvurmak zorunda kalıyor? Çünkü bu yasa, Mısır rejiminin, sorunun köküne inen köklü bir çözüm bir çözüm sunmak yerine, başarısız bir sosyal ve ekonomik sistemin yıkıcı yan etkileriyle başa çıkmak için yaptığı yeni bir geçici yama çözüm girişiminden başka bir şey değildir.
Bugün sözleşmelerde doğruluk için sızlanan devlet, doğruluğu toplumsal bir intihara dönüştüren ortamı yaratan aynı devlettir. İş imkânlarının tıkanmasının, paranın satın alma gücünün çökmesinin ve evliliğin (takı, mihr, müstakil daire, lüks mobilya gibi) gençlerin %90’ının imkânlarını aşan abartılı maddi taleplerle yorucu bir maceraya dönüşmenin; bunun da ötesinde ondan saygın bir toplumsal statü (doktor, mühendis, üniversite profesörü, iş insanı… ve benzeri) talep edilmesinin gölgesinde, özellikle iffet konusunda hassas olan bir genç kendisini, içgüdülerin ateşi ile aşırı şartların duvarı arasında sıkışmış bir halde bulmaktadır. İşte burada, gencin nazarında aldatma, ahlaki bir sapma olmaktan ziyade haramdan kaçıp helale ulaşmak için zorunlu bir manevra haline gelmektedir; bu yüzden genç, bugün acziyetinin ortaya çıkardıklarını yarınki günlerin örteceğini umarak geleceği ya da mal varlığı konusunda yalan söylemektedir.
Bu yeni yasa tasarısı, evliliği ticari bir tedarik sözleşmesi gibi ele almakta ve üründe bir kusur tespit edilmesi halinde malın iadesi (fesih) için bir mekanizma sunmaktadır. Ancak yasa tasarısı, asıl olarak sözleşme ortamını zehirleyenin devletin olduğunu görmezden gelmektedir. Devlet, evliliği bir kamu maslahatı ve kolaylaştırılması gereken biyolojik ve sosyal bir gereklilik olarak gören İslam’ın kendisine farz kıldığı gözetici rolünü yerine getirmek yerine, gençleri maddi toplumsal baskılar ve eşi benzeri görülmemiş ekonomik enflasyon için kolay bir lokma olarak bırakmaktadır; sonra bugün de gelmiş, acı gerçekliklerinden kaçmaya çalıştıkları için onları evlilik feshi yasasıyla cezalandırmaya kalkışmaktadır.
Medyanın göz ardı ettiği ve devletin görmezden geldiği köklü çözüm, ayrılığı kolaylaştırmakta değil, aksine birleşmeyi kolaylaştırmakta yatmaktadır. وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجاً لِّتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَّوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” [Rum 21] İslam’ı ve onun ekonomik ve içtimai sistemlerini aydın bir şekilde düşünenler, hastalığın aslı için köklü bir çözüm ve şifa veren bir tedavi sağlayacak temel kaidelere ulaşacaklardır; buna göre ekonomi politikasının, ihtiyaçların doyurulmasına bakarken toplumun ne üzerine olması gerektiğine dair bir bakış açısı olması gerekir; böylece toplumun üzerinde olması gereken şey, ihtiyaçların karşılanması için bir temel haline getirilmiş olur. Yani her açıdan uyumlu bir toplum isteyen bir devlet, tebaasına bunların olmasını mümkün kılacak şeyleri sağlaması gerekir. Hizb-ut Tahrir, kurulması için çalıştığı Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet Devleti'nin anayasa tasarısını belirlerken şu anayasa maddesini koymuştur: Madde-112: Kadında asıl olan, anne ve ev hanımı olmasıdır. O korunması gereken bir namustur.
Hukuk ve anayasa fakihleri, anayasa maddesinin anlamını bildikleri gibi devletin, maddedeki her kelimeye bağlı kalması ve bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yapması gerektiğini de bilmektedirler; çünkü “anne” kelimesi, kadının anne olabilmesi için evliliğin kolaylaştırılmasını ve tedavi edilebilir herhangi bir kısırlık durumunun tedavisi için elinden gelenin yapılmasını gerektirir. “Ev hanımı” kelimesi, konutun sağlanmasını ve onun elde edilmesinin kolaylaştırılmasını gerektirir; “Kadın korunması gereken namustur” cümlesi ise devletin, gençlerin iffetlerini korumaları için evlenmelerini mümkün kılmasını gerektirir; tıpkı beşinci Raşid Halife Ömer bin Abdülaziz’in yaptığı gibi; zira o, gençlere şöyle nidada bulunuyordu; “Evlenmek isteyen varsa onu evlendiririz.” İslam'da devlet, sadece başarısız evlilikler için bir “atölye” değildir, aksine bir koruyucudur; dolayısıyla iş ve barınma imkânı sağlayan devlettir; böylece dürüstlüğü mümkün kılmakta ve sözleşmelere vefa gösterilmesini kolaylaştırmaktadır.
“6 ay içinde fesih” yasası, devletin, hükümetinin ve parlamentosunun toplumsal güvenliği koruma konusunda başarısız olduğunu üstü kapalı kabul etmesi demektir. Yani onlar, suç işlendikten sonra evliliğin cesedini tedavi ediyorlar, oysa gerçek suç, genci, insan gibi yaşayabilmek için yalan söylemeye iten sistemdir. Çözüm, aileleri hızla parçalayan yasada değildir; aksine nefisleri yaşatan ve iffeti kolaylaştıran bir sistemdedir; yani doğruluğu, rızkı ve evliliği ulaşılması için aldatmayı gerektiren hayaller değil, güvence altına alınmış haklar haline getirmek için İslam’ı kâmil bir şekilde uygulayan bir sistemdedir!
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Mahmud El-Leysî - Mısır