Logo
Bu sayfayı yazdır
Müzakereler Daha Mı Az Maliyetlidir? Ve Sonuçları Garanti Midir?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Müzakereler Daha Mı Az Maliyetlidir? Ve Sonuçları Garanti Midir?

 

Haber:

Lübnan Başbakanı 30/5/2026 tarihinde şunları söyledi: “Müzakerelerin sonuçları garantili midir? Kesinlikle hayır; ancak diğer seçeneklere kıyasla ülkemiz ve halkımız için en az maliyetli bir yoldur… İsrail şunu bilmelidir ki, yakıp yıkma, toplu cezalandırma ve köyleri ve kasabaları yerle bir etme politikası, asla bir güvenlik ve istikrar kazandırmayacaktır.”

 

Yorum:

Lübnan Başbakanı, rejiminin hiçbir savaş iradesine sahip olmadığını vurgulamakta ve müzakerenin en az maliyetli olduğunu düşünmektedir; yani müzakere yoluyla bazı sonuçlar elde etmek istemekte ancak bunun garantili olmadığının da farkındadır. Dolayısıyla düşmana karşı sergilenen bu tavizci ve boyun eğici zihniyet ona, bunu düşmana söylemiş olsa bile asla bir güvenlik ve istikrar kazandırmayacaktır. Bu düşman Filistin topraklarının üzerine çöreklendiği sürece Lübnan asla güvenlik, huzur ve istikrara kavuşamayacaktır.

Batılı düşmanlar tarafından bölgeye yerleştirilen ve her vesileyle destekledikleri düşman Yahudi varlığı, on yıllardır Lübnan’a ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik saldırılarını sürdürmekte, katliamlar işlemekte, yıkıp tahrip etmekte, yakıp yıkma ve toplu cezalandırma politikası uygulamaktadır; nitekim önceki tüm anlaşmalar ve BM Güvenlik Konseyi kararları, her fırsatta saldırılarına yeniden başlamasını engelleyememiştir.

Filistin'i gasp eden ve tüm bölge üzerinde hegemonya kurmayı arzulayan bu varlık, kurulduğu günden beri Lübnan'ı kendisine bağımlı bir hale getirmeye çalışmıştır; zira 1949'da Lübnan'ın ilk başbakanı Riyad es-Selh ile müzakereler yapmış ancak bu müzakerelerden hiçbir şey çıkmamış; hatta Yahudi varlığı, Amerika'nın bölgedeki planlarını uygulamak için Amerika’ya yönelen Ürdün Kralı I. Abdullah ile ittifak kurduğunda İngiltere ile ona karşı komplo kurmuş ve İngiltere her ikisini de öldürmüştü.

1982'de Beyrut ve Güney Lübnan'ı işgal ettiğinden beri, çeşitli isimler altında bir güvenli bölge kurma fikrini gündeme getirmiş ve buraya kendi ajanlarını yerleştirmişti. Şimdi de bu fikrine geri dönmekte ve böyle bir bölge kurmak istemektedir.

Lübnan'da devlet ise, ülkeyi koruma ve düşmana karşı koyma görevini yerine getirip üstlenmemiş; aksine işleri, silahlı örgütlere ve partilere bırakmıştır. Zira bunun daha az maliyetli olduğunu düşünmüştür! Böylece ülkeye egemen olan ve kararlarını kontrol eden bu örgütler karşısında kendisini zayıf bir konuma düşürmüştür. Bu nedenle Lübnan, insanların işlerini üstlenen, çıkarlarını güvence altına alan, onları savunan ve düşmanlarıyla savaşan bir devlet haline gelememiştir. Böylece adı bir devlet olarak kalmış ancak bu devletin kademelerinde yer alanlar, kendi kişisel çıkarlarını ve kendilerine yakın olanların çıkarlarını gerçekleştirmek için çalışmaktadırlar.

Güçlü bir konumda olmadığınız zaman sonuçlar garanti edilemez, dahası kayıplar gerçekleşir; çünkü düşman size kendi şartlarını dayatacaktır. Güçlü bir konumda olduğunuz zaman ise müzakereye ihtiyaç duymazsınız; zira bu düşmanı ülkeden tamamen temizleyene kadar savaşmaya devam edersiniz. İşte o zaman düşmanla müzakerelere ihtiyaç olmayacak; aksine meseleyi belirleyecek olan savaş meydanı olacaktır.

Zira yenilgi, kararlılığın kaybolmasından kaynaklanmaktadır; yani düşmanları bozguna ve yenilgiye uğratana kadar onlarla savaşma ve çatışma iradesinin kaybedilmesinden ve onlara boyun eğdirip galip gelene kadar fedakarlıkta bulunmaya hazır olmamaktan kaynaklanmaktadır.

Çünkü samimi bir iradeye sahip olmayan ve en değerli ve kıymetli varlıklarını feda etmeye hazır olmayan bir kimse, sabır ve kararlılık göstermeye, zorluklara ve meşakkatlere tahammül etmeye de hazır olmayan, müzakereler adı altında güvenliği tercih eden, kendisini yenilgiye ve zillete mahkum eden kimsedir; böylece güvenlik, emniyet ve istikrarlarını kaybedecek ve düşmanların tasallutu altında yaşayacaktır.

Bu durum Filistin’de de gözlemlenmektedir; zira Oslo müzakerelerinin sonuçları onun halkı için bir vebal olmuş ve iktidarda olanlar ise, Yahudilerin postalları altında aşağılanmış bir şekilde yaşamakta ve otoritenin başkanının da belirttiği gibi, ihaneti bir zafer olarak kabul etmektedirler. Aynı şekilde teslim olan ve müzakereleri daha az maliyetli gören Suriye rejimi de, bu aşağılık varlıkla müzakere ederken, her gün Yahudi varlığı tarafından saldırıya uğrayarak aşağılanma ve zillet içinde yaşar bir hale gelmiştir!

Düşmanın zilleti, aşağılanması, korkusu, dehşeti ve tasallutu altında yaşamak ve müzakerelerle sonuçların gerçekleşeceği vehmine kapılmanız; Allah'a yemin olsun ki dünya hayatında bir utanç ve acı bir azaptır; ahiretin azabı ise daha büyük ve daha utanç vericidir. Şöyle buyuran azim Allah doğru söylemiştir: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ * إِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَااباً أَلِيماً وَيَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْئاً وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” [Tevbe 38-39]

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Esad Mansur

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.