- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Libya'ya Yabancı Müdahale ve Krizlerin Yeniden Üretilmesi
Haber:
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), siyasi yol haritasının ilk iki adımının ele alınmasına yönelik beşinci küçük çaplı toplantının sona erdiğini duyurdu; misyon, istişareler sırasında tamamlanıp önemli olarak nitelendirilen mutabakatların ardından, önümüzdeki hafta yapılacak toplantıda imzalanmasına zemin hazırlayan nihai anlaşmayı formüle etmek için bir çalışma grubunun görevlendirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını teyit etmiştir.
Misyon, Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada, toplantının 6/7/2026 Pazartesi günü, Tunus'un başkentindeki ofisinde olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleştirildiğini söyledi; toplantıya katılanlar, önceki oturumlarda varılan mutabakatlara olan bağlılıklarını yinelemiş ve Birleşmiş Milletler'in kolaylaştırıcılığında yürütülen diyalog süreci kapsamında tüm askıda olan meselelerin ele alınmasını tamamlamıştır.
Yorum:
Libya ile ilgilenen ve ülkenin siyasi sahnesinin şekillenme sürecine burnunu sokarak, gizli ya da açık bir şekilde bu sürece etki etmeye çalışan pek çok bölgesel ve uluslararası aktör bulunmaktadır; nitekim onların hepsi de Libya’daki çözümün Libyalıların iradesinden kaynaklanması gerektiğine davet etmektedir!
Tabii siyasette tesadüfler nadiren masum olurlar. Üç olayın aynı anda çakışması durumunda, Birleşmiş Milletler sürecinde ani bir ilerleme, Libya’da iktidarın yeniden şekillendirilmesine yönelik ABD girişimi hakkında sızan bilgiler ve ardından Sedam Hafter’in Washington’da karşılanması ve üst düzey ABD’li yetkililerle görüşmesi, şu meşru soruyu sormamızı doğal bir hale getirmektedir: Bizler, paralel yollarlar mı, yoksa rolleri birden fazla odak arasında dağıtılmış tek bir projeyle mi karşı karşıyayız?
BM misyonu nihai bir anlaşmanın yaklaştığından bahsederken, uluslararası raporlar ise yeni bir aşamaya zemin hazırlamak üzere yürütme erkinin yeniden düzenlenmesi ve nüfuz merkezlerinin yeniden dağıtılmasına dayanan ABD vizyonunu ortaya koymaktadır; zira bu yeni aşamada, Doğu Libya ile Batı Libya, büyük olasılıkla Saddam Hafter’in liderliğinde tek bir otorite altında birleşecektir. Aynı zamanda Washington, istikrarı destekleme başlığı altında sunulsa bile siyasi anlamlarını göz ardı etmek zor olan adımlar atarak, Libyalı etkili figürlerle görüşmelerini sürdürmektedir.
Bu gelişmelerin ortasında eski Müftü Sadık el-Gıryani, resmi söylemden farklı siyasi bir okuma ortaya koymuştur. Zira o yaşananların, krizi sona erdirmeye yönelik bir proje değil, aksine onu yeni bir formatta yönetmeye yönelik proje olduğunu düşünmektedir; zira bu süreçte otorite, kararı Libya halkına geri vermek üzere değil, mevcut güç dengelerini koruyacak şekilde yeniden dizayn etmektedir. Bu değerlendirme ona, özellikle ABD girişiminin vaftiz babası ve ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşleri Danışmanı Massad Boulos'un öncülüğündeki yoğun faaliyetler takip edildiğinde, olayların zamanlaması nedeniyle bir ölçüde siyasi bir görünürlük kazandırmaktadır.
Eğer beklenen uzlaşma, bölünmenin nedenlerini tedavi etmeden, yabancı gündemleri dayatarak ve Dibeybe ile Haftar gibi halk adına bunları uygulayacak yöneticiler seçerek, en nüfuzlu, Amerika’ya hizmet etmeye ve onun bölgedeki vekilleriyle koordinasyon kurmaya hazır taraflar arasında görevlerin dağıtılmasına dayalı olacaksa, o zaman bu uzlaşma krizi sona erdirmek yerine krizin yeniden üretilmesine dönüşecektir.
Libya, geçtiğimiz yıllarda, çatışma turlarının durdurulması kılıfı altında bu ülkenin bölünme halini pekiştirmeyi ve zayıflatmayı başaran uluslararası girişimlerin bedelini ödemiştir; peki aklı başında biri, bu girişimlerin Libya halkına, kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalardan uzak bir şekilde kendilerini kimin yöneteceğini seçme hakkını vereceğine ve ayrıca bu yönetimin ülke halkının akidesinden ve dinlerinin hükümlerinden kaynaklandığına inanabilir mi?
Libya halkının görevi, Libya meselesine müdahale edenlerin kervanına katılan Mısır, Türkiye ve hatta Pakistan’ın girişim ve hamlelerinin merhameti altında kalmaya devam etmemektir; zira onların hepsi, Libya’yı gözetleyip duran ve halkının otoritesini gasp eden habis Amerikan planını hayata geçirmek için rolleri karşılıklı paylaşmışlardır; bu plan ise, bir milyon Kur'an hafızının yaşadığı bu ülkeye dayatılmak istenen dolambaçlı siyasi yolları meşrulaştıran aldatıcı başlıklar altında yürütülmektedir; Birleşmiş Milletler’in kapalı kapılar ardında düzenlediği paralel toplantılar ve diyaloglar ise, bu ülkeye alenen yapılan müdahalenin tezahürlerinin birinden başka bir şey değildir.
Buna göre Libya halkından talep edilen şey, düşmanlarının planlarını alt üst etmeleri, ithal edilen siyasi çözüm ve girişimleri reddedip beri olduklarını ve Rablerinin şeriatını kabul ettiklerini ilan etmeleri ve ülkelerini gözetleyip duran elleri kesecek İslam Devleti'ni kurarak İslam’ın egemenliğini yeniden tesis etmek için acele etmeleridir ki böylece dünya ve ahiretin şerefine nail olabilsinler. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.” [Nisa 141] Ve Subhanehu şöyle buyurmuştur: ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِّنَ الْأَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاء الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ “Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin arzularına uyma.” [Casiye 18]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Visam Atraş