- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Başörtüsü Savaşı
Haber:
Başörtüsü Azerbaycan'da krizin patlak vermesine neden oldu... Kriz, Azerbaycan Bakanlar Kurulu'nun geçen 21 Eylül'de çıkardığı 309 sayılı karara dayanmaktadır; söz konusu karar, okul üniformasının bütünlüğünü bozan veya genel eğitimin laiklik ilkesiyle çelişen ilave kıyafetlerin giyilmesini yasaklıyor. (Sky News)
Yorum:
Hak dinle, onun hükümleriyle ve tezahürleriyle savaşmak, hak ile batıl arasındaki çatışma kadar eski olup, çeşitli şekillerde ve birçok surette ortaya çıkmaktadır.Başörtüsü savaşı tarihsel olarak, sadece başörtüsünü yasaklamakla kalmayıp Hilafet sistemini kaldıran, dindarlığın her biçimiyle savaşan ve kâfir Batı'nın kucağına atılan mücrim Mustafa Kemal ile belirginleşmiştir.
Ardından Avrupa devreye girdi; nitekim bir süredir Fransa'da yaşanan sürecin ardından, aşırı sağcı Fransız lider Marine Le Pen, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine birkaç ay kala kamusal alanda başörtüsü takılmasının yasaklanması mücadelesini yeniden siyasi sahnenin ön sıralarına taşımış ve böylece Ulusal Birlik partisinin Fransa'daki kimlik, göç ve İslam konularındaki en belirgin başlıklarından birini oluşturan son derece hassas bir dosyayı yeniden açmıştı.
Mesele yalnızca Fransa ile sınırlı değildir; aksine daha önce Türkiye, Tunus ve diğer ülkeler gibi Müslüman ülkelerdeki bazı devletler de başörtüsünü yasaklamıştı. Burada iki noktaya değineceğim:
- Birinci nokta: Batı ve bir bez parçasından bile rahatsızlık duyup onu ulusal güvenlik için, hatta Batı medeniyetine yönelik bir tehdit olarak gören devletlerle ilgilidir! Peki bu hangi ülkelerdir; hangi medeniyet için bir kumaş parçası tehlike oluşturabilir? Eğer bir bez parçası, yapısını tehdit eden varoluşsal bir tehlike hâline geldiyse onun devlet olarak adlandırılması bir suçtur ve bir medeniyet olarak kabul edilmesi ise bir utançtır.
- İkinci nokta: İslam ümmetine yöneliktir; zira Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:لتُنْقَضَنَّ عُرَى الإِسْلَامِ عُرْوَةً عُرْوَةً، فَكُلَّمَا انْتَقَضَتْ عُرْوَةٌ تَشَبَّثَ النَّاسُ بِالَّتِي تَلِيهَا، فَأَوَّلُهُنّ نَقْضاً الْحُكْمُ، وَآخِرُهُنَّ الصَّلَاةُ “İslam’ın kulpları, kulp kulp kırılacaktır. Bir kulp kırıldığında, insanlar bir diğerine teşebbüs edeceklerdir. İlk kırılacak kulp yönetimdir, sonuncusu namazdır.”
İslam'ın iktidarda olmayışının sonucunu kendi gözlerinizle görüyorsunuz; Batı veya rejimler bir yönetimi her engellediğinde, siz de bir süreliğine bile olsa onun ardından gelene sarılıyorsunuz. Hilafetin yokluğu ve beşerî kanunların uygulanması, size zilletin, utancın ve taviz vermenin bütün kapılarını açmıştır. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: فَلَا وَرَبِّكَ لا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ “Hayır, Rabbine andolsun ki; aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe iman etmiş olmazlar.” [Nisa 65] Ve Subhanehu şöyle buyurmuştur: وَأَنِ احْكُم بَيْنَهُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَن بَعْضِ مَا أَنزَلَ اللَّهُ إِلَيْكَ “Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et.” [Maide 49]
Küçük bir kız çocuğunun gözyaşları içinde başörtüsünde ısrar ettiğini, şer’î bir farz ile insani bir zaruret arasında seçim yapmak zorunda bırakıldığında Rabbinin hükmünü seçip başörtüsüne sarıldığını görmek; şeri hükümler artık onun bir talebi haline gelmiş ve suçlu Batı ile onun araçlarının savaş açtığı bu hükümlere olan güvenini yeniden kazanmış aziz bir ümmet için hayırlı bir müjdedir.Nitekim Şam'da ve Gazze'de enkaz altında kalan kız çocuğu, ölümden ve acıdan korkmamış; aksine mahremiyetinin açılmasından korkmuştur! Selef-i Salihin'i kendine örnek alan bu ümmet ne yüce bir ümmettir!
Atâ bin Ebi Rabah şöyle demiştir: İbn Abbas bana: Sana cennet ehli olan bir kadın göstereyim mi?" dedi. Ben de evet dedim. Bunun üzerine İbn Abbas şöyle dedi: "Şu siyah kadın var ya, o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e gelip şöyle dedi: Ben sara nöbetine tutuluyorum ve bu sırada avretim açılıyor; Allah’a benim için dua et. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ، وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكِ “Dilersen sabredersin, karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah’a dua ederim de sana şifa verir. Kadın: Sabrederim dedi ve ekledi: Fakat (nöbet anında) üzerimin açılmaması için Allah’a dua et. Bunun üzerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem: فَدَعَا لَهَا“Ona dua etti.”
Allahu Allah, şu izzete bakın!Batı'ya, medeniyetine, sistemlerine ve araçlarına gelince; çıplaklık ve yozlaşma konusunda hayvanların bile ulaşmadığı bir seviyeye inmişlerdir; işte bu, Epstein medeniyeti olduğu gibi temizlikten ve iffetten korkan bir medeniyettir; dolayısıyla onun günleri uzun sürmeyecek, aksine o her gün derin bir uçuruma doğru yuvarlanmaktadır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Hasan Hamdan