Logo
Bu sayfayı yazdır
Laikliğin Uygulanması İslami Başörtüsünü Hedef Alıyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum
Laikliğin Uygulanması İslami Başörtüsünü Hedef Alıyor

Haber:

Azerbaycan'da yeni okul kıyafeti kurallarının uygulanması, okul yönetimlerinin başörtülü kız öğrencilerin derslere girmesini engellemesi ve kadın öğretmenlerin de başörtülerini çıkarmalarının talep edildiğine dair haberlerin ardından bir protesto dalgasına yol açtı. Yetkililer ise söz konusu tedbirlerle bağlantılı huzursuzluklar nedeniyle 37 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. (Sky News Arabia)

Yorum:

Laiklik, Müslümanlara yeni bir bakış açısı ve eğitim kurumlarında başörtüsünü yasaklamayı dayatan yeni bir yasayla karşımıza çıkmıştır; oysa bu kurumlar, ülkenin diğer bölgelerindeki benzerleri gibi eğitim almak amacıyla okullara giden toplumdaki kızların ve kız öğrencilerin büyük çoğunluğunu barındırıyor.Tuhaflık ise bu ülkedeki çoğunluğun Müslüman olmasında yatmaktadır; dolayısıyla eğer Avrupa’daki gerekçe, Müslüman kadınlardan eğitim ve sağlık gibi kamu kurumlarında her türlü İslami sembolü yasaklayarak başörtüsünü çıkarmaya zorlayan ülkenin yapısı ve laik yasaları ise, o zaman bunun burada uygulanması bir hakikati ortaya koymaktadır ki bu da; başörtüsünün şer’î bir hüküm olması ve yasaklanmakla kastedilenin ise sadece bir kumaş parçası değil, aksine bizzat İslam, onun nefisler üzerindeki etkisi ve laik sistemle bağdaşmamasıdır.

Şüphesiz -bir ibadet olarak- başörtüsü, kadının nefsiyetine, özgünlüğüne, mahremiyetine ve şahsiyetinin kamusal alanlar ile ticaret, eğitim ve çalışma gibi şer’an mübah olan muamelelerde başkaları üzerinde bıraktığı etkiye kadar uzanmaktadır. İşte bu disiplin, haramdan ayıran sınır ve bu yasak olan şeylerden korunma, rezillik ve fesada bürünmüş laikliğin razı olmadığı bir durumdur; zira laiklik, bu yasalar aracılığıyla kız çocuklarını ergenlik çağının henüz başında yozlaştırmayı, onları başörtüsünün inşa ettiği, kendilerine dinlerini hatırlatan ve iffet ile hayayla onları bozulmaktan koruyan iffetten uzaklaştırmayı hedeflemektedir.

Batı'ya bağlı sistemler aracılığıyla Müslüman ailenin yasalarına ve sağlam yapısına karşı savaşan laik uluslararası kurumlar,başörtüsüyle savaşan ve kadının hayası ile toplum üzerindeki dini etkisini kırmak amacıyla onu silmeye çalışan kaynağın ta kendisidir; çünkü kadın, şer’î kıyafetiyle etrafındakilere İslam dinini, onun hükümlerini, ahlakını ve kurallarını hatırlatmaktadır.

Nitekim laiklik, yasalarını dayatma konusunda acele ederken, Müslümanlar arasında yaklaşmakta olduğunu gördüğü bir durumla da yarış halindedir; zira İslam'ın hükümlerindeki adaleti bizzat hissedip bundan etkilenen gayrimüslimler arasında dahi somut bir bilinçlenme ortaya çıkmıştır; işte bu etki, bir gün onlara hayatı ve yaşam tarzını çarpıtarak sunan ve bunu meşru gösteren bir cilayla kaplayan laikliği ortadan kaldıracaktır. Ayrıca laiklik; dinleri yüzünden hayatlarının her alanında kendileriyle savaşılan halklar arasında gelişen İslami bilinçlenme ile de yarış halindedir; zira bu bilinç, patlak vererek bu yasaları savuracak ve laikliğin yapılarını, kurumlarını ve hedeflerini yerle bir edecektir.

Müslümanların bu hızla ilerleyen insan yapımı kanunlar akımı karşısındaki görevi, İslami sabitelere bağlı kalmak, itaat, boyun eğme ya da korku göstermemek; aksine özellikle de hangi gerekçeyle olursa olsun kadına yönelik saldırı savaşında karşı koymak ve ısrarcı olmaktır.Müslümanların omuzlarındaki sorumluluk; kadınlara ve kız çocuklarına şer’î hükümleri öğretmek, bu hükümlere yönelik kanaat ve bağlılığı pekiştirmek ve dinlerinin en önemli görevlerinden birinin, sıfatı, etkisi ve Allah Azze ve Celle’yi razı eden sevabından dolayı şer’î kıyafet vasıtasıyla iffeti korumak olduğunu açıklamaktır. Ayrıca bugün Müslümanların ülkelerini istila eden giyim tarzının düzeltilmesi,yaygınlaşan açık saçıklık, teberrüc ve süslenmenin terk edilmesi, haya ve vakar amacını gerçekleştiren doğru şer'î kıyafetin benimsenmesi gerekir.Böyle bir yüzleşmede kadın bu saldırıyı reddetmeli ve dinini savunmalı ve velileri ve erkekleri de onları savunmalıdır ki böylece hepsi Allah’ın izniyle galip gelenlerden olsunlar.

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلِينَ * إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنصُورُونَ * وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ “Andolsun ki elçi olarak gönderdiğimiz kullarımıza geçmişte  verdiğimiz şöyle bir söz vardır: Onlara Allah’ın yardımı kesinlikle ulaşacaktır.” [Saffat 171-172]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Zübeyde Ümmü Osman

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.