Logo
Bu sayfayı yazdır
İngiltere'deki Müslüman Kadınlar Siyasi Bir Araçtır ve Batı Siyasetinde Onur Yoktur

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

İngiltere'deki Müslüman Kadınlar Siyasi Bir Araçtır ve Batı Siyasetinde Onur Yoktur

Haber:

Müslüman Kadın Kaynak Merkezi'nin (Amina MWRC) CEO’su ve İskoç Parlamentosu'ndaki Reform UK üyesi Maryam Ahmed, İskoç Parlamentosu'nda konunun tartışılacağı tarih yaklaşırken, yüzü örten giysilerin yasaklanması çağrısında özellikle peçeyi hedef göstermesinin ardından, İslami giyim tarzına ek kısıtlamalar getirilmesi yönündeki talepleri sebebiyle Thomas Kerr’i eleştirdi. Kerr, tam yüzü örten giysilerle ilgili bir önerge sunmuş olup, bu önergenin 8 Ekim 2026 Perşembe günü tartışılması planlanmaktadır.

Twitter'da kendisinden şu sözler aktarıldı: "İskoçya peçeyi yasaklamalıdır."

Kerr daha önce peçeyi "Orta Çağ'dan kalma bir kıyafet" olarak nitelendirmişti. İskoç Parlamentosu'nda şunları söylemişti: “Bu hükümet, ülkenin dört bir yanındaki Müslüman evlerinde neler olup bittiğinden habersizdir. Kadınlar Orta Çağ'a dayanan bu kıyafeti giymeye zorlanıyorlar.”

Yorum:

Müslüman kadınlara ve kıyafetlerine yönelik saldırı yeni bir şey değildir. Zira İslam beldelerine yönelik oryantalist (Şarkiyatçı) saldırı başladığından beri, başörtüsünün ve İslam kültürünün baskının sembolü ve liberal laik politikaların ise kurtarıcı olduğuna inanmaları için Müslümanların beyinlerini yıkamaya çalışmışlardır.

Oryantalistlerin Müslüman kadınlara yönelik saldırısı; Batılı siyasi, medya ve kültürel etkilerinin, sırf İslam'ın hükümlerinden taviz vermeyi reddettikleri için Müslüman kadınları kalıplaştırmak, denetim altında tutmak, haklarını ihlal etmek ve onları aşağılamak amacıyla sömürgeci basmakalıp yargıları kullandığı toplumsal ve siyasi bir süreçti. Bu söylem genellikle Müslüman kadınları ya Batılı seküler değerlerle kurtarılmaya ihtiyaç duyan çaresiz kurbanlara indirgemekte ya da onları kültür ve güvenlik tehditleri olarak sınıflandırmaktadır; bu da onların oluşturduğu tehlike hakkında ulusal tartışmaları gündeme getirmektedir.

Kurtarma fikri, başörtüsünü, peçeyi veya muhafazakâr giyimi zoraki baskının sembolleri olarak tasvir eden Batılı bir siyasi ve medya anlatısıdır. Bu ise, genel yasak gibi devlet müdahalelerini ve kadının kendi bedeni üzerindeki hakkının ihlalleri olarak değil, özgürleştirme eylemleri olarak meşrulaştırmaktadır!

Söylemin bir güvenlik tehdidine dönüşmesi, 11 Eylül 2001 olaylarından sonra belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır; ayrıca tesettür mayosu söylemi gibi diğer söylemler de, Fransa ve diğer ülkelerdeki siyasi figürler tarafından bu giysilerin aşırılıkçılık ve terörle ilişkilendirilmesi yoluyla kamuoyunu kasten yanıltmaktadır.

Oryantalist söylem ve İslamofobi; sınırlarını aşarak kamusal alanlarda başörtüsünün çıkarılması gibi fiziksel tacizlere ve nefret suçlarına kadar uzanmıştır. Önde gelen siyasetçiler, küçük etnik grupların geleneklerini Batı toplumuyla uyumsuz gibi göstererek siyasi desteklerini artırmak için, genellikle şeri kıyafet karşıtı söylemleri ya da Müslüman kadınları aşağılayan ve hakaret içerikli terimleri normalleştiren açıklamaları istismar etmektedirler. Bu şekilde siyasetçilerin suçları kadınların acılarının arkasına gizlenebilmekte; böylece feminizmi savunma kisvesi altında sahte bir kahraman rolüne bürünmektedirler.

Oryantalist siyasi bir saldırının tarihsel örneği Evelyn Baring liderliğinde İngiltere’nin Mısır'ı işgali sırasında gerçekleşmişti. Nitekim Lord Cromer ezilen Müslüman kadın bahanesini acımasızca kullanarak İslam dininin doğası gereği geri kalmış olduğunu ve sömürgeci İngilizlerin kadınları peçeden kurtararak Mısır ülkesini uygarlaştırması gerektiğini savunmuştu.

Ancak bu durum açık bir çelişkiyi ortaya koymuştur; zira Cromer, işgali meşrulaştırmak için kendisini Mısırlı kadının kurtarıcısı gibi gösterirken, aynı zamanda Mısırlı kadınların eğitimine karşı çıkmış ve İngiltere'deki kadınların seçme ve seçilme hakkı hareketine karşı şiddetle mücadele etmiştir. Bu da Müslüman kadını savunmanın sömürgeci için siyasi bir araçtan başka bir şey olmadığını teyit etmektedir.

Bu sahte anlatı, bugün hâlâ farklı şekillerde anlatılmaya devam etmektedir; bunun son örneği Azerbaycan'da başörtüsünün yasaklanması olmuştur. Bu çelişki, Müslüman kızların okul kapılarında ağlarken görüldüğü ve eğitimden mahrum bırakıldığı zaman tekrarlanmıştır; tıpkı Batı medyasında yer aldığı gibi "baskıcı Taliban’ın" kadınları eğitimden mahrum bırakması gibi!

Laiklik kisvesi altında Müslüman kadının giyim sistemi yalnızca tek bir şeyi kanıtlamıştır: Müslüman kadın, Allah'ın salih kullarından olmak için çalışarak kendisi için onur ve güvenliği sağlamak amacıyla Hilafete diğer tüm siyasi sistemlerden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Bunun için hiç yorulmadan çalışmamız gerekir ki böylece zulmün imtihanlarında sabrederken sevaba da nail olalım.

وَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيراً “İster erkek ister kadın olsun, kim mümin olarak salih ameller işlerse, işte onlar cennete girecek ve hurma çekirdeğinin küçücük oyuğu kadar bile haksızlığa uğramayacaklardır.” [Nisa 124]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İmrane Muhammed

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.