Salı, 19 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/01
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu

No: FL–BA–2026–MB–TR–14 H. 12 Rabi-ul Evve 1448
M. Salı, 25 Ağustos 2026

Filistin Seçimleri ve Sözde Meşru Hak Susamış Birinin Su Sandığı Bir Seraptan Başka Bir Şey Değildir!

Filistin Yönetimi, önümüzdeki Kasım ayında parlamento seçimlerinin, gelecek yılın başlarında ise başkanlık seçimlerinin yapılmasına karar verdi. Filistin Yönetimi’nin seçim yapılacağını duyurup insanları seçimlerle meşgul ettikten sonra seçimleri iptal etmesi ilk kez yaşanan bir durum değildir. Çünkü seçimleri yapılması kararı Yönetimin değil; Amerika ve Yahudi varlığının elindedir. Onların onayı ve himayesi olmadan seçimlerin yapılması mümkün değildir. Daha önce “yerel yönetim” ve belediye seçimlerinde yaşananlar da bunun bir örneğidir.

İşin tuhaf yanı, Yönetim’in bu seçimleri Filistin halkına bir şeyler kazandıracak meşru bir hak ve kazanım olarak sunmasıdır. Oysa bu, susamış birinin su sandığı bir seraptan başka bir şey değildir. Acı gerçek şudur ki Amerika himayesinde yapılacak oy pusulaları Filistin Yönetimi’nin o kapkara yüzünü asla aklayamaz.

Filistin Yönetimi’nin ilan ettiği bu seçimler, iddia edildiği gibi bir “ulusal demokratik hak” değildir; bundan fersah fersah uzaktır. Zira Filistin Yönetimi Filistin halkının çıkarlarına göre hareket etmeyen, aksine onları ve davalarını zayi eden, onları bitkin ve bitap düşüren, sefalet ile geçim darlığının kucağına atan bir yapıdır.

Şayet bu seçimler yapılırsa, o zaman Filistin Yönetimi’ne dayatılan “reform” taleplerinin yerine getirilmesinden öteye geçemeyecektir. Avrupa ülkeleri, Filistin Yönetimi’nden “siyasi reform” da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda “reformlar” gerçekleştirmesini istemiştir. Zira onu yönetenler dahi yönetimin yolsuzluğa bulaştığına işaret etmişlerdir. Bu reformlardan biri de seçimlerdir. Aynı şekilde Trump’ın yirmi maddelik planında da “reform”dan söz edilmiş; Filistin Yönetimi’nin reform programını “sadakatle uygulaması” hâlinde, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etmesine yönelik güvenilir bir sürecin başlaması için nihayet şartların oluşabileceği ifade edilmiştir. Filistin Yönetimi açısından ise bu seçimler, yolsuzluktan çürümüş ve insanların gözünde aşağılanma noktasına gelmiş köhnemiş “meşruiyetini” yenilemek ve efendilerinin gözündeki kredisini tazelemek için bir fırsattır.

Bu seçimler, iddia edildiği gibi öyle değişim meydana getirmek amacıyla planlanmamıştır. Aksine amaç, Filistin Yönetimi’ne başkalarını da ortak etmek; seçimler adı altında Filistin halkını ve beraberinde grupları, Oslo’da girdiği ve onun ardından ortaya çıkan bütün kötülüklerin doğduğu kertenkele deliğine sokmak; onları tekrarlanacak bir başarısızlığın ve işlenebilecek yeni ihanetlerin vebaline ortak etmektir. Aynı zamanda ileride daha fazla taviz ve düşüş gerektiren herhangi bir aşamaya hazır olmalarını sağlamaktır. Nitekim daha önce çıkarılan bir yasada seçimlere katılmanın şartlarından biri olarak adayların FKÖ anlaşmalarını tanıması ve bunlardan doğan yükümlülüklere bağlı kalması öngörülmüştür. Yani Filistin Yönetimi, adaylardan kendi izlediği taviz, ihanet, teslimiyet ve başarısızlık yolunu benimsemelerini şart koşmaktadır. Oysa Filistin halkı bu yolun acısını defalarca tatmış ve davasının bu yol altında zayi oluşuna şahit olmuştur. Gerek aday olarak gerekse oy vererek bu sürece katılmanın Allah katında ne kadar büyük bir günah ve suça ortak olmak olduğu aşikardır.

Sahadaki duruma gelince; Filistin Yönetimi, Yahudi varlığının yerleşim birimlerinin ve buldozerlerinin yutup bitirdiği bir toprağın neresinde ve neyin üzerinde “yasama otoritesini” kuracaktır?! Ölümün ezdiği, açlığın kovaladığı ve göç planlarının peşini bırakmadığı hangi halkın üzerinde yasama otoritesini kuracaktır? Çalışanların haklarını dahi sağlayamayan; eğitim ve sağlık kurumlarını sistematik biçimde tahrip etme politikası karşısında aciz kalan; yerleşimciler tarafından kuşatılmış bir eve yardım ulaştıramayan veya onların çetelerinden birinin taşlarla kapattığı yolu açamayan; hatta bir su musluğu üzerinde bile hâkimiyeti bulunmayan bir yönetimden söz ediyoruz! İşgalin “postalları” ve tüfekleri altında yapılacak böyle bir seçim hangi egemenliği, hangi iradeyi ve hangi seçimi temsil edebilir?

Özetle; Filistin halkı, gerek adaylık gerekse oy verme suretiyle, neresinden bakarlarsa baksınlar her yönünde şer barındıran bu seçimlere bireyler ve gruplar olarak katılmaktan sakınmalıdırlar. Bu şerlerin birincisi; Filistin’den vazgeçme suçunu ikrar etmek ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün işlediği büyük ihanete zımnen ortak olmaktır. İkincisi; Filistin davasını İslami akide boyutundan koparma şerridir. Üçüncüsü ve sonuncusu da; Gazze halkını katleden, onlara yardım eden, hâlâ onları kuşatan, silahlarını alan ve Barış Konseyi adı altında onları Yahudilere teslim edenlerin planlarının peşinden gitmektir. Dolayısıyla bu mesele basit bir oyalanmadan ibaret değildir; aksine bu suç, sahibine günahtan ve utanç lekesinden başka hiçbir şey getirmeyen bir suçtur. Dünyada bir hayır getirmeyeceği gibi, Kıyamet gününde de ancak rezillik ve pişmanlık getirecektir.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 0598819100
www.pal-tahrir.info
E-Mail: info@pal-tahrir.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER