Perşembe, 26 Rebiu’s Sânî 1448 | 2026/10/08
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu

No: FL–BA–2026–MB–TR–16 H. 22 Rabi’-ul Âhir 1448
M. Pazartesi, 05 Ekim 2026

Aksa Tufanı’nın Üçüncü Yılında

7 Ekim 2023 sabahı… Ümmetin hafızasından asla silinmeyecek o gün… Düşmanın zayıflığını ortaya çıkaran, yenilmez olduğu iddia edilen varlık efsanesini yıkan; Filistin’i, “bu varlıkla karşı karşıya gelmeye gücümüz yetmez” yalanıyla yüzüstü bırakan rejimleri ifşa eden o gün… Az sayıdaki bir mücahit topluluğunun, kurtuluşun mümkün olduğunu ve meseleyi kesin biçimde sonuçlandırmak için eksik olan tek şeyin gücü elinde bulunduranların samimi bir karar vermesi olduğunu ispatladığı o gün…

Ümmet, 7 Ekim 2023 gününün kendisinde izzet, güç ve cihat anlamlarını yeniden dirilttiğini asla unutmayacaktır. Ümmet, sıfır mesafeyi, tankın üzerine çıkanları ve secde hâlinde şehit olanları asla unutmayacaktır. Ümmet Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ashabının zamanlarından esintiler taşıyan o kahramanlık destanlarını asla unutmayacaktır.

Ümmet, düşmanının öldürmeyi iyi bildiğini fakat savaşmayı iyi bilmediğini asla unutmayacaktır. Gerçek savaşın silahtan önce adamlarla yürütüldüğünü, adamlara sahip olanın en güçlü silahlar karşısında dahi eğilmediğini asla unutmayacaktır.

Ümmet, Gazze’nin Yahudi varlığının eliyle ve başta Amerika olmak üzere büyük devletlerin silahlarıyla yok edildiğini asla unutmayacaktır. Müslüman beldelerindeki mevcut rejimlerin, bu varlığa hayat damarları gibi ikmal hatları sağladığını; bu hatların ümmetin bedeninden ve topraklarından geçirilerek varlığı ayakta tuttuğunu da asla unutmayacaktır.

Ümmet, bu rejimlerin Gazze’yi her taraftan kuşattığını; ilacın, suyun ve yiyeceğin Gazze’ye ulaşmasını engellediğini ve böylece Gazze’ye karşı yürütülen ikinci savaşın taraflarından biri hâline geldiğini de asla unutmayacaktır.

Evet, ümmet Gazze’nin dimdik ayakta kaldığını; bütün dünyanın ona karşı savaştığını ve kaderlerini Batı’ya bağlamış, kendi varlıklarını bu varlığın varlığına bağlayan rejimlerin de bu savaşın içinde bizzat yer aldıklarını asla unutmayacaktır.

Ümmet, Gazze’ye yardım etmek ve Filistin’i kurtarmak için orduları harekete geçirmeye çağıran yürüyüşleri, protestoları ve bu protestolarda yükseltilen çağrılarını da asla unutmayacaktır. Ümmet, ümmetin ateşi alevlenir de Yahudi varlığından önce yöneticileri yakar diye bu rejimlerin kimi zaman bu hareketleri çeşitli oyunlarla etkisizleştirmeye, kimi zaman da bastırmaya çalıştığını da asla unutmayacaktır.

Ümmet, bütün dünyanın Gazze için ayağa kalktığını ve dünya kamuoyunun artık yalnızca varlığın çirkinliğini değil, onu ortaya çıkaran ve ona destek veren rejimlerin çirkinliğini de fark etmeye başladığını asla unutmayacaktır. Öyle ki Gazze bütün dünyanın sembolü, dünyanın hâlinin değişmesi için bir çağrı hâline gelmiştir.

Ümmet, yöneticilerin Trump’a icabet ettiklerini ve adeta ellerinde bir “yangın söndürücü” varmış gibi ümmetin, hatta bütün dünyanın ateşini söndürmek amacıyla “Barış Konseyi”ni kurduklarını da asla unutmayacaktır. Yine ümmet, bu varlığın bütün silah ve gücüne rağmen esirlerini kurtarmaktan aciz kaldığını; sonunda Trump liderliğindeki rejimlerin devreye girerek, “savaşı durdurma” hilesiyle suçlu varlığın esirlerini kurtardığını da asla unutmayacaktır. Böylece Yahudi varlığı silahla başaramadığını onlar hileyle başarmıştır. Ardından verdikleri sözleri bozmuşlar, ahitlerinden dönmüşler ve Gazze’yi yeniden düşmanın dişleri arasına terk etmişlerdir; düşman da öldürmeye, aç bırakmaya ve kuşatmaya devam etmektedir. Gazze’yi, adeta Beyaz Saray’ın kapısında kurban edilecek bir adakmış gibi Trump ve Netanyahu’ya teslim etmişlerdir.

Ümmet, tek bir ümmet olmanın üzerindeki tozun silindiğini; zaferinin de bir, savaşının da bir, barışının da bir olduğunu, öfke ve rızasının da tek bir vücudun tepkisi gibi olduğunu da asla unutmayacaktır. Sınırların ve barikatların sömürgecilerin çizdiği köhnemiş izler olduğunu; artık bu izleri ve o sınırları korumak için var olan rejimleri ortadan kaldırma vaktinin geldiğini de asla unutmayacaktır.

Evet Mescid-i Aksa Tufanı Operasyonu’nun üzerinden üç yıl geçmiştir. Gazze on binlerce şehit vermiş, yüz binlerce insan yaralanmıştır. Açlık, susuzluk, soğuk, sıcak, yoksulluk ve mahrumiyet Gazze’nin günlük manzarası haline gelmiştir. Sanki bütün bunlar, Yahudi varlığının imajını sarstığı için verilen bir ceza, bir daha geri gelmeyecek bir heybeti yeniden tesis etme girişimi ve Gazze’nin acısını hissederek yeniden tek ümmet olduğunu hatırlayan ümmetin bu hâlini mezara gömme çabasıdır. Düşmanların istediği işte tam da budur. Ancak hevesleri kursaklarında kalacaktır. Çünkü tren artık asla geriye dönmeyecektir. Süreç geri dönülemez bir aşamaya gelmiştir.

Ümmete düşen ise hafızasını diri tutmak, içindeki cihat azmini hatırlamak, Allah’ın iman edenleri savunduğunu ve bu ümmete yardım edeceğini unutmamaktır. Ümmet, Mescid-i Aksa Tufanı Operasyonu’nu daha büyük bir tufanın kıvılcımına dönüştürmelidir. Bu tufan yalnızca Gazze halkının imdadına yetişmekle, Mescid-i Aksa’yı ve mübarek toprağı kurtarmakla kalmamalıdır. Yalnızca mevcut rejimleri süpürüp ümmeti yeniden tek bir ümmet hâline getirerek onu sanki Ebu Bekir veya Ömer gibi tek bir adamın yönetimi altında birleştirmekle de kalmamalı, bilakis zaferden zafere koşmalıdır. Allah yolunda cihat etmeli, ümmetin hakimiyeti Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği şu sınıra ulaşıncaya kadar ülkeleri fethetmeye devam etmelidir:

إِنَّ اللهَ زَوَى لِي الْأَرْضَ، فَرَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا، وَإِنَّ أُمَّتِي سَيَبْلُغُ مُلْكُهَا مَا زُوِيَ لِي مِنْهَا “Allah, yeryüzünü benim için dürüp topladı, ben de doğusunu da batısını da gördüm. Ümmetimin mülkü, bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır.”

Evet, ümmet harekete geçmeli, ümitsizliğe düşmemeli ve gevşememelidir. Gazze ve halkının imdadına yetişmeli, böylece onlara yardım etmemenin günahını üzerinden atmalıdır. Fatihlerin ve kurtarıcıların namazını özleyen Mescid-i Aksa’yı kurtarmalı, Kudüs’te yeniden Ömer ve Selahaddin’in sesini, Bilal’in ezanını yükseltmeli ve Beytülmakdis’i, Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafetin başkenti ilan etmelidir.

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلِينَ * إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَ * وَإِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ “Andolsun ki elçi olarak gönderdiğimiz kullarımıza geçmişte söz vermiştik: “Onlara mutlaka yardım edilecektir. Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.” [Saffat 171-173]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 0598819100
www.pal-tahrir.info
E-Mail: info@pal-tahrir.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER