Perşembe, 30 Ramazan 1447 | 2026/03/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır
Medya Bürosu

No: MS-BA-2026-MB-TR-08 H. 27 Ramazan 1447
M. Pazartesi, 16 Mart 2026

Eğer Kinane’de Amr ibn al-As Gibi Biri Olsaydı, Tek Bir Hamleyle Küfür Milletinin Can Damarını ve Boğazını Sıkardı

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına dair giderek artan söylemler, sıradan, geçici bir ekonomik haber olmaktan öte, enerji üzerindeki uluslararası çatışmanın gerçek yüzünü ortaya koymaktadır ve İslam beldelerindeki rejimlerin bu mücadeledeki konumunu gözler önüne sermektedir. Dünyanın en büyük deniz geçiş yollarına ve en devasa enerji rezervlerine sahip olan bu Ümmetin karar ve egemenlik sahibi olması gerekirken; servetleri ve stratejik geçitleri büyük güçlerin elinde birer oyuncağa, uşak rejimler de Batı’nın ve özellikle Amerika’nın çıkarlarına hizmet eden birer bekçiye dönüşmüşlerdir.

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel enerjinin ana damarıdır. Bölgedeki gerilimin tırmanması ve seyrüseferin tehdit altına girmesiyle birlikte Amerika, hem kendi hem de müttefiklerinin pazarlarına petrol akışını garanti altına almak için derhal alternatif rotalar arayışına koyulmuştur. İşte tam bu noktada, Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının sadık bekçiliğini yapan Suud Hanedanı ve Mısır rejimi için daha önce biçilen rol hemen devreye girmiştir.

Suud yöneticileri, Arap Yarımadası’nın doğusundan batısına petrol taşıyan boru hatlarını tam kapasite çalıştırarak petrolün Kızıldeniz’deki Yanbu limanına, buradan da tankerlere yüklenen petrolün, Süveyş Kanalı veya “SUMED” olarak bilinen Mısır boru hattı üzerinden Akdeniz’e, oradan da Avrupa ve Amerika’ya ulaşmasını sağlamışlardır.

Bu operasyon, petrol ihracatını güvence altına almayı amaçlayan salt teknik bir prosedür değildir; aksine gerçekte tamamen Batı’ya hizmet etmek için kurgulanmış siyasi bir sistemin parçasıdır. Aslında İslam ümmetine ait olan Yarımada’daki petrol serveti; bugün küresel kapitalist hegemonyayı perçinlemek için kullanılmakta, Müslüman topraklarını işgal eden, Yahudi varlığını destekleyen ve ümmete her yerde savaş açan devletlerin enerji ihtiyacını karşılamak için seferber edilmektedir.

Dünyanın en önemli deniz koridorlarından birini kontrol eden Mısır rejimi ise, Süveyş Kanalı ve SUMED boru hattını Batı’nın kriz anlarında güvendiği bir güvenlik ağının parçası haline getirmiştir. Bu geçitler, Ümmetin düşmanları üzerinde baskı kuracağı birer güç aracı olması gerekirken; Ümmetin evlatlarını katleden, servetlerini yağmalayan ve onları köleleştiren haçlı Batı’nın ekonomilerini ve ordularını beslemek üzere Müslümanların servetlerinin geçtiği güvenli köprüler haline gelmişlerdir.

Mısır yöneticileri için mesele bununla da sınırlı kalmamış, Mısır’ın bölgedeki askeri rolünü Batı’nın çizdiği düzenlemelere hizmet edecek şekilde yeniden şekillendirme çabası içerisine girmişlerdir. Bu bağlamda Kahire, son zamanlarda bölgede yaşanan askeri gerilim ışığında Arap Ortak Savunma Anlaşması’nın etkinleştirilmesi ve Arap Ortak Gücü kurulması çağrısında bulunmuştur. Sözde Arap ulusal güvenliğini koruma sloganı altında öne sürülen bu çağrı, gerçekte bölge ordularını Batı’nın stratejisine hizmet eden bölgesel güvenlik düzenlemelerinin içine çekme eğilimini yansıtmaktadır.

Filistin’i işgal eden, topraklarını gasp eden ve halkını katleden gerçek düşmana yönelmesi gereken bu orduların, mevcut rejimleri koruyan, enerji hatlarını ve Batı’nın çıkarlarını teminat altına alan bölgesel bir polis gücüne dönüştürülmesi hedeflenmektedir. Böylece bu askeri işbirliği sloganları; Filistin’i kurtarmak veya Batı hegemonyasını kırmak için değil, bölgesel çatışmaları Batılı güçlerin istediği şekilde yönetmek ve Müslümanların ordularını uluslararası düzeni koruyan güvenlik ağının bir parçası haline getirmek için dillendirilip gündeme getirilmektedir.

İşte tam burada, samimi bir siyasi liderliğin yokluğu sebebiyle Ümmetin ne kadar derin bir uçuruma sürüklendiği ayan beyan görülmektedir. Eğer bugün Mısır, İslami fetihler zamanındaki gibi olsaydı ve Kinane topraklarında Amr bin As gibi bir adam bulunsaydı; Mısır’ın coğrafi konumu düşmanları krizden kurtaran güvenli bir kapı değil, onların boğazını sıkan stratejik bir silah haline gelirdi!

Ancak acı gerçek şudur ki; bu stratejik mevkiler bugün bir Risâlet sahibi ümmet zihniyetiyle değil, uşaklık zihniyetiyle yönetilmektedir. Kuşatma altındaki Gazze halkına sınırlarını tamamen kapatan Mısır rejimi, koridorlarını Ümmetin düşmanı ve işgalin destekçisi olan Batı ekonomisini besleyen petrol tankerlerine ardına kadar açmaktadır. Suudi hanedanlığı rejimi de, savaşlarda ve krizlerde bitap düşen ümmetin hizmetine sunmak yerine Arap Yarımadası’nın servetlerini Batı pazarlarının hizmetine sunmaktadır.

Ey Kinane halkı! Ülkeniz sıradan bir ülke değildir; bölgenin kalbi ve dünyanın en önemli deniz geçitlerinden birinin anahtarıdır. İmkânlarınızın düşmanlarınıza peşkeş çekildiği bu zillet dolu gerçeklik, sadece ümmetin, İslam’ın bir hayat sistemi olarak uygulanmasıyla, İslam’ın hükümlerini uygulayacak ve Müslümanları tek bir sancak altında toplayacak bir Devlet kurulmasıyla ancak izzetine kavuşacağını idrak etmesiyle değişecektir.

Ey Kinane askerleri! Sizler, adı İslam tarihiyle ve fetihleriyle anılan büyük bir ordunun evlatlarısınız. Bu Ümmetin ne adam ne de imkân eksikliği olmadığını çok iyi biliyorsunuz. Bu ümmet, sadece bu gücü doğru yöne sevk edecek siyasi karar yoksunudur. Gücünüzü, sömürgecinin çizdiği sınırların bekçisi veya onun ülkenizdeki çıkarlarını koruyan bir maşası yapmak yerine Ümmetin kalkanı ve onu savunan bir kılıç yapmanız elde edeceğiniz en büyük şereftir. Ümmet; tarihi boyunca olduğu gibi Mısır’ın yeniden İslam’ın kalesi ve devletinin rükünlerinden biri olacağı, Ümmetin siyasi iradesinin geri alınacağı ve İslam’ın hayata, devlete ve topluma liderlik etmek üzere geri döneceği o günü dört gözle beklemektedir.

Ey Kinane askerleri! Sizler, her zaman ümmetin kalkanı ve elindeki silahı oldunuz ve olmaya da devam ediyorsunuz. Hadi hürriyetinizi geri alın, ümmetinizin yanına geçin! Sizi tutsak eden liderlerin zincirlerini kırın, rütbelerini, maaşlarını, makamlarını elinizin tersiyle itin. Sizi genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennete götürecek olan kimsenin elini tutun. Zira cennet, sizin için daha faydalı ve Allah katında daha kalıcıdır. Gelin, onlarla birlikte ümmetinizin derdiyle dertlenin ve İslam’ın ve İslam devleti Raşidi Hilafet’in gölgesinde, ümmetin kaybettiği otoritesini geri alın.

وَلَيَنصُرَنَّ اللهُ مَنْ يَنصُرُهُ إِنَّ اللهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ“Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” [Hac 40]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
31 el-Cela’ Caddesi, Kahire / Mısır
Telefon: Tel: +(20) 2 27738076 – 5119857010
www.hizb.net/
E-Mail: hizb.ut.tahrir.eg@gmail.com

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER