Pazar, 12 Ramazan 1447 | 2026/03/01
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Tâğût Trump ve Beslemesi Yahudi Varlığı İran’a Vahşi Bir Saldırı Başlattı

Amerika ve Yahudi varlığı, bugün Cumartesi günü İran’a karşı geniş çaplı ortak bir saldırı başlattı. Başkent Tahran’ın yanı sıra Kum, İsfahan, Kirmanşah ve Kereç gibi pek çok şehirde patlama sesleri duyuldu... “ABD Başkanı Donald Trump İran’a saldırının başladığını duyurdu ve “Az önce İran’da geniş çaplı askeri operasyonlara başladık” dedi... İsrail Kanal 12 televizyonu, “İsrail’in” İran hükümetine ait onlarca hedefi vurduğunu bildirdi...” (28.02.2026 El Cezire) Trump, Amerika ve ordusunun dünyanın en sert ve en güçlü ordusu olduğu, İran’ın nükleer silahlara ve füzelere sahip olmasına asla izin vermeyeceği yönündeki küstahça açıklamalarını sürdürdü. Beslemesi Netanyahu da efendisi Trump’ın izinden giderek benzer açıklamalarda bulundu... İran cephesinde ise (İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin meşru müdafaa hakkı kapsamında tüm savunma ve askeri kapasitesini kullanacağını söyledi... (28.02.2026 El Cezire) İran, Yahudi varlığına ve Körfez’deki Amerikan üslerine füze saldırıları gerçekleştirdi.

Böylece Yahudi varlığına ve Amerika’ya ait uçaklar; karadan, denizden ve havadan İran’daki askeri üslere ve hükümet merkezlerine saldırı düzenledi. Bu saldırılar çoğunlukla başkent Tahran’a, hükümet binalarına, Mürşid’in (Dini Lider) ve Cumhurbaşkanı’nın ofislerine yoğunlaştı... İlk açıklamalarda operasyonların dört günden on güne kadar sürebileceği, hatta İran’ın nükleer ve füze kapasitesi tamamen tasfiye edilinceye kadar açık uçlu saldırılara dönüşebileceği ifade edildi... “İsrailli kaynaklar, saldırıların ilk aşamasının dört gün sürebileceğine işaret ederek, bunun geçen yaz, Temmuz 2025’te başlatılan 12 günlük savaşın bir devamı niteliğinde olduğunu belirttiler. Amerikalı bir kaynak ise CBS News’e verdiği demeçte, mevcut Amerikan askeri harekatının yaklaşık 10 gün sürebileceğini söyledi...” (28.02.2026 El Arabiya)

Ey Müslümanlar! İran’a yönelik bu vahşi saldırı, İran’ın uzun süre Amerikan yörüngesinde hareket ettiği bir dönemde gerçekleştirilmektedir... İran, Irak savaşında, Afganistan’da ve bölgenin birçok yerinde Amerika’nın hizmetinde olmuş, ona büyük hizmetler sunmuştur. Amerika o dönemde füze ve nükleer silah meselesini asla gündeme getirmemiş, hatta Obama 2015 yılında Avrupa devletlerinin de katılımıyla İran’ın %3,67 oranında nükleer zenginleştirme yapmasına izin veren bir anlaşma imzalamış ve İran, o yıllarda tıpkı Türkiye gibi Amerika’nın yörüngesinde hareket etmeye devam etmiştir... Ancak tâğût Trump geldiğinde ise İran’ın, ABD’nin söylediklerini söyleyen ve her istediğini harfiyen yapan ajan bir uydu devlet olmasını istemiştir. İlk başta Muskat’ta beş tur süren aldatmaca dolu müzakereler yürütmüş, sonra da Trump ve Yahudi varlığının “On İki Gün Saldırıları” olarak bilinen saldırıları gerçekleşmiştir. Nitekim olaylar tam da böyle gelişmiştir. “Trump o dönemde İran’a ait 3 nükleer tesisin vurulduğunu duyurarak Amerikan saldırısının başarılı olduğunu vurgulamıştır. Trump, Fordo, Natanz ve İsfahan bölgelerinin hedef alındığını açıklayarak İran’ı barış yapmaya ve savaşı bitirmeye çağırmıştır. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise Amerikan saldırısının İran’ın nükleer emellerini yok ettiğini belirtmiştir...” (22.06.2025 BBC)

Ancak bu saldırılar, İran’ı yörüngede hareket eden bir devletten uydu ajan bir devlete dönüştürmede başarılı olamamıştır. Tam tersine cılız da olsa yörüngeden bile çıkılması gerektiğini söyleyen sesler yükselmeye başlamıştır... Bunun üzerine Amerika, yine aynı konulara yani İran’ın füze ve nükleer silahsızlanmasına odaklanarak yeniden müzakere manevrasına geri dönmüştür. İlk seferinde beş tur müzakereden sonra saldıran Amerika, bu kez üç tur müzakerenin ardından saldırıya geçmiştir!

Ey Müslümanlar! İslam ülkelerindeki yöneticiler, kâfirlere sadakat göstermenin ne denli tehlikeli olduğunu ve bunun dünyada zillet, ahirette ise elim verici bir azap olduğunu asla fark edememişlerdir.

الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ للهِ جَمِيعاً“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” [Nisa 139] Bu yöneticiler kâfir devletlerin öncelikle kendi çıkarlarını önemsediklerini ve gece gündüz İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık beslediklerini zerre kadar idrak edemiyorlar. Kâfir devletler, kendi yörüngelerinde dönen veya ajanları olan bir devlete karşı biraz rıza gösteriyorlarsa bile bu onlara iyilik istedikleri için değildir; aksine şerri gizleyip iyiliği açığa vurdukları içindir. İster onun yörüngesinde dönsünler isterse de onun ajanları olsunlar, şayet bu yöneticiler çıkarları onların yok olmasını gerektirdiğinde Amerika’nın onlara zerre kadar değer vermeyeceğini anlasalardı, tarihteki olaylardan ders alırlardı. Zira tarih, kullanım süresi dolunca efendileri tarafından çöpe atılan uşaklarla doludur... Eğer bu yöneticiler akletselerdi, kâfirleri çekirdek gibi tükürüp atarlardı, ancak onlar sağır, dilsiz ve kördürler; artık geri dönemezler... Sömürgeci kâfirlere olan sadakatleri öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, İslam beldelerinden birine saldırıldığında diğerleri onun yardımına koşmak için kılını bile kıpırdatmamaktadır. İçlerinden en mutedili ve aklı başında olanı ise, tıpkı İran’a yapılan bu saldırıda olduğu gibi, sadece ölü ve yaralıları saymakla yetinmektedir!

Ey Müslümanlar! Şüphesiz sizin izzetiniz, Raşidi Hilafet Devletinin geri dönüşünde saklıdır. Halkına asla yalan söylemeyen bir lider olan Hizb-ut Tahrir, ihlasla ve samimiyetle kendisini İslami hayatı yeniden başlatmaya ve Raşidi Hilafet’i kurmaya adamıştır. O, gerçekten de halkına yalan söylemeyen bir liderdir; O, kokusu tertemiz olan ve bu temizliğe tahammül edemeyenlerin uzak durduğu bir partidir... Biz onun ve onunla birlikte çalışan tüm gençlerin böyle olduğunu düşünüyoruz; onların ciddi, çalışkan, ihlaslı olduklarını, Allah’ın izniyle dünyaya baktıklarından katbekat fazlasıyla ahirete baktıklarını, Allah’ın vaadini ve Rasûlü SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesini gerçekleştirmek için Allah’ın rahmetini umarak gecelerini gündüzlerine kattıklarını biliyoruz. Kuşkusuz bu, Allah’a hiç de zor değildir.

İşte ümmeti kurtaracak, izzetini geri verecek ve düşmanların ona saldırmadan önce bin kez düşünmesini sağlayacak olan şey budur. Bu da ancak Hilafetinin yeniden geri dönmesiyle ve yeryüzünün onun hayrı ve adaletiyle aydınlanmasıyla mümkündür. Hilafet, geçmişte Kayserlerin ve Kisraların kibrini nasıl yerle bir ettiyse, bugün de tâğût Trump ve benzeri sömürgeci kâfirlerin kibrini öylece yok edecektir.

Yahudi varlığına gelince; o, dikkate alınmayacak kadar değersizdir. Nitekim Allah Subhânehu ve Teâlâ Yahudiler hakkında söyle buyurmuştur:

لَنْ يَضُرُّوكُمْ إِلَّا أَذًى وَإِنْ يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ“Onlar incitmekten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.” [Ali İmran 111] Yahudi varlığı, kendi başına asla ayakta duramaz, çünkü savaş ehli değildir, Aziz ve Kaviyy olan Allah’ın buyurduğu gibi ancak insanların ipi sayesinde ayakta kalabiliyor:

ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوا إِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ“Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmadıkça, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, onlara alçaklık damgası vurulmuştur” [Ali İmran 112] Allah’ın ipini kesip atmışlardır. Geriye yalnızca Amerika, Avrupa ve Müslüman ülkelerdeki hain ve ajan yöneticilerin ipi kalmıştır. Bu yöneticiler, Yahudilerin acımasız saldırganlığı karşısında parmaklarını bile kıpırdatmamaktadır... Dolayısıyla asıl sorun, bugün İslam beldelerinde kurulu olan devletlerdir. Çünkü bu devletlerin yöneticileri, İslam’ın ve Müslümanların düşmanı olan sömürgeci kâfirleri dost edinmişlerdir... İşte Müslümanların musibeti, yöneticileridir; onlar, sömürgeci kâfirleri dost edinmektedirler. Allah Subhânehu ve Teâlâ’yı dost edinmek, O’nun hükümlerini ikame etmek, O’nun yolunda cihat etmek, Rasûlünü örnek almak, İslam ve Müslümanlar ile izzet bulmak, küfür ve kafirleri zelil kılmak yerine; sömürgeci kâfirleri dost edinmekte, onların emirlerine göre hareket edip nehiylerine göre durmaktadırlar.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ“ O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-6]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir


H. 10 Ramazan 1447
M.  Cumartesi, 28 Şubat 2026

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER