- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Kâfirlere Ekonomik İşlerimiz Üzerinde Hâkimiyet Vermek Haram Kılınmıştır
Haber:
9 Haziran 2026 Salı günü, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari tarafından Ulusal Meclis ve Senato oturumlarının yapıldığı aynı günün sonunda hükümetin Ulusal Ekonomi Konseyi toplantısı yapılması çağrısında bulunmasının ardından federal bütçenin bu haftanın ilerleyen zamanlarında sunulabileceğine dair işaretler ortaya çıkmıştır. (El Fecr Gazetesi)
Yorum:
Başlangıçta Pakistan'ın federal bütçesinin 5 Haziran'da sunulması kararlaştırılmıştı ancak rejimin Uluslararası Para Fonu'nun diktelerini uygulamak için hummalı bir çaba sarfetmesiyle birlikte daha sonraya ertelenmiştir. Böylece Pakistan'da bütçeyi belirleyenin Uluslararası Para Fonu olduğu artık bir sır değildir; zira 23 Nisan 2026 tarihli Niyet Mektubu’nda, Maliye ve Gelir Bakanı ile Pakistan Merkez Bankası Başkanı şu açıklamada bulunmuştur: “Önümüzdeki aylarda, açığın azaltılması için gerekli gelir önlemlerinin uygulanması ve 2027 mali yılı bütçesinin Fon (IMF) personeliyle yakın istişare içerisinde hazırlanması da dâhil olmak üzere 2026 mali yılı bütçesini ihtiyatlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz.”
Uluslararası Para Fonu’na Pakistan ekonomisi üzerinde otorite vermek ekonomik intihar sayılır; zira Uluslararası Para Fonu, ABD’nin ekonomik sömürge bir aracı olup tek kaygısı, uluslararası para sistemi kapsamında ABD Dolarının hegemonyasını korumaktır. Bretton Woods Anlaşması sayesinde Dolar, ödemelerin ve ticari alışverişlerin gerçekleştirilmesinde kullanılan küresel ve sert bir para birimi haline gelmiştir; bu nedenle Doların değer kaybetmesi, tüm dünya ülkelerindeki ham maddelerin ve ürünlerin değerinin de düşmesine yol açmaktadır.
Doların uluslararası ödemelerin yapılmasında para birimi olmasının yanı sıra Amerika’nın yerel para birimi olması, ABD’ye, doğrudan küresel enflasyonun bir aracı haline gelen iç parasal enflasyon mekanizması yoluyla tüm dünyayı yağmalama imkânı vermektedir. Hammaddelerin ve ürünlerin değeri Dolar cinsinden ödendiği için bu değerler, ABD’deki parasal enflasyonun bir sonucu olarak sürekli düşmektedir. Bu nedenle Trump yönetimi, pervasız savaşlarını finanse etmek için daha fazla Dolar bastığında, bedelini tüm dünya ödemektedir. Buna ek olarak Pakistan gibi gelişmekte olan ülkeler, en fazla zarar gören ülkelerdir. Sanayileşmiş ülkeler ürün fiyatlarını ABD’deki enflasyon oranında artırırken, gelişmekte olan ülkeler bunu yapamamaktadır; çünkü Uluslararası Para Fonu’nun dikteleri, bu ülkelerin makine sanayisini geliştirmelerini engellemekte ve sanayileşmiş ülkelere dönüşme kapasitesinden mahrum bırakmaktadır.
Ey Pakistan Müslümanları: Yöneticileriniz, kâfirlerin işleriniz üzerinde hakimiyet kurmasına izin vermektedirler. Zira Uluslararası Para Fonu’nun bütçesi, uluslararası ticarette ABD Dolarının istikrarını korumaya odaklanmaktadır. Nitekim o, temel yaşam ihtiyaçları ve ekonomik bağımsızlık araçlarına yönelik harcamaların azaltılmasını, faiz ödemelerine yönelik harcamaların ise artırılmasını talep etmektedir. Bu nedenle faiz ödemeleri, 2022 mali yılında 1,99 milyar Dolardan 2025 mali yılında 3,59 milyar Dolara yükselerek %80,4 oranında artış göstermiştir. Ayrıca Planlama Bakanı'nın 20 Şubat 2026'da açıkladığı resmi araştırmaya göre, Pakistan'da yoksulluk oranı %29'a yükselerek son 11 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, gelir eşitsizliği de son yedi yılda reel gelir ve tüketimdeki düşüşün ardından son 27 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştır. Dolayısıyla ekonomik durumunuzun kötüleşmesinin tek bir nedeni vardır ki o da; kâfirlerin ekonomik işleriniz üzerindeki hegemonyasıdır.
Kâfirlerin Müslümanların işleri üzerinde hegemonya kurmasına imkan vermek, İslam'da haramdır. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.” [Nisa 141] Bu ayet, talep ifade eden bir haber olup te'bide delalet eden (لَن-Len) kullanılarak nefiy siğasıyla gelmiştir; bu da kâfirlerin müminler üzerinde hakimiyet kurmasına imkan vermenin nehyine delalet etmektedir, yani haramlılık ifade etmektedir. Ayrıca nass geneldir; çünkü (سَبِيلاً-sebîle) yol kelimesi, nefiy siğasında nekra olarak gelmiştir; bu nedenle genel olmasından dolayı askeri, ekonomik, kültürel, sağlık ve diğer otoriteleri de kapsamaktadır.
Kâfirlerin işlerimiz üzerindeki hakimiyetine son vermenin tek yolu, Allah Subhanehu ve Teala'nın şeriatının egemenliğini ikame etmektir. Zira Müslümanların imamı, tüm faiz ödemelerini sona erdirecek, vadesi gelen borçları ödemek için yolsuzluk yapan yetkililer ve yöneticilerden yağmalanan paraları geri alacak, altın ve gümüşe dayalı istikrarlı bir para çıkaracak ve makine sanayisini kurarak İslam beldelerinin hızlı sanayileşmesini denetleyecektir. Ey Müslümanlar, Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışın ki böylece bu dünyanın nimetine, ahirette de kurtuluşa nail olasınız.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



