- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
İngiltere'deki Durum, Hiçbir Kınayıcının Kınamasından Korkmadan İslam Davetini Taşımak Amacıyla Müslümanlar İçin Elverişlidir
Haber:
Güvenlik kameraları aracılığıyla, yüzü maskeli bir serserinin bir imamın ailesinin evine korkunç bir saldırı düzenleyerek yangın çıkardığı tespit edildi. Şok edici görüntülerde, kişinin evin önünde ateş yaktığı, ardından ön camı kırdığı ve bir itici madde kullanarak alevleri içeri fırlattığı görülmektedir. Saldırganın, siyah bir kask ve eşofman giydiği ve İngiltere’nin Bolton kentindeki Sharples banliyösündeki olay yerinden kaçtığı görülmektedir. (Daily Mail)
Yorum:
Bu, münferit bir olay değildir; aksine sağcı ırkçılığın yükselişini temsil ettiği giderek artan bir eğiliminin parçasıdır ve bu, İngiliz hükümetinin gözleri önünde gerçekleşmektedir. Bu hükümetin Müslümanlara yönelik saldırılara izin verdiği şeyleri görmek acı vericidir; bu durum üzücü ama şaşırtıcı değildir. Zira Hint alt kıtasını yönettiği dönemde neden olduğu kıtlıklar ve bu kıtlık nedeniyle 35 milyon insanın açlıktan hayatını kaybetmesi de dahil olmak üzere İngiltere’nin sömürgelerdeki tarihlerine bakmak yeterlidir; dolayısıyla İngiltere, sanki vahşeti çok eskilerde kalmış ve değişmiş gibi tarihini saptırmaktadır; ancak gerçekte hiç değişmemiştir.
Peki İngiltere’deki Müslümanların durumu, nasıl bu şekilde sonuçlandı? İngiltere, imparatorluğunun çeşitli bölgelerinde isyanlarla karşı karşıya kalmış ve Almanlardan aldığı ağır darbelerin ardından, Müslümanlardan ihtiyaç duyduğu şeyleri elde etmek için ikiyüzlü gülümsemelere başvurmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nda çok sayıda erkeğini kaybettikten ve kadınları bile fabrikalarda çalışmaya yönlendirdikten sonra, eski sömürgelerinden ucuz iş gücüne ihtiyaç duymuş ve bu nedenle Müslüman işçilerin ülkeye göçünü kolaylaştırmıştır.
Ancak bugün, işsizlik oranlarının yükselmesi nedeniyle halkın öfkesinin artmasının gölgesinde, artık eskiden olduğu gibi Müslümanlara ihtiyaç duymamaktadır; zira genel işsizlik oranı %5'e ulaşmış, ancak 16-24 yaş grubunda bu oran %16,2’ye ulaşmıştır; bu rakam ise geçen yılki %14,2 ile karşılaştırıldığında Avrupa’daki en yüksek oranlardan biridir. Ulusal İstatistik Ofisi verileri de dahil olmak üzere birtakım verilerin analizine göre, Kamu Politikaları Araştırma Enstitüsü, 16 ile 21 yaş arasındaki gençlerin, on yıl önceki durumla karşılaştırıldığında başarı şanslarına olan güvenlerinin azaldığını ifade etmiştir. Ayrıca yaşları 16 ile 29 arasında değişen her dört kişiden sadece biri, “herkesin niteliklerine uygun işlere erişmek için adil bir şansa sahip olduğuna” inanmaktadır.
Nitekim Trump, Körfez ülkelerinden on iki trilyon Dolar yağmaladıktan sonra, İngiltere'nin gerçekten de zor bir aşamaya girdiği görünmektedir; zira koşullar değişince doğal olarak politikalar da değişmiş ve İngiliz hükümeti, kendi yetki alanı altında yaşayan Müslümanlara şu mesajı göndermiştir: “Krala çok daha sadık olun; aksi takdirde maskelerin düşüp eldivenlerin çıkmasıyla birlikte zor zamanlarla karşı karşıya kalacaksınız.”
Bizim tepkimize gelince; sıkıntılar her zaman parlamaları amacıyla müminler için bir fırsat olmuştur ve bu, Allah Celle Celaluhu'nun sünnetlerinden biridir; bu yüzden artık komşularımızla, iş ve okul arkadaşlarımızla iletişime geçerek onlara İslam dininin büyüklüğünü anlatmanın zamanı gelmiştir; zira koşullar davet için uygundur. Gayrimüslimlerin çoğu, yönetici kesimin bir parçası değillerdir; aksine onlar, medya ve siyasetin propagandasının kurbanlarıdırlar; zira yalanlara ve dezenformasyona rağmen, onların birçoğu İslam’a sıcak bakmakta; hatta azımsanmayacak sayıda kişi her hafta İslam’ı kabul etmektedir.
Allah Celle Celaluhu, Gazze’deki felaket sayesinde insanlardan birçoğunu uyandırmıştır; zira gayrimüslimlerden adil olanlar, İngiltere’nin yaptıklarından dolayı şok olmuşlar; hatta bazıları bunun sonucunda Batı değerlerini ve Batı sistemini sorgulamaya başlamıştır. O halde ahirette ecir için sesimizi yükseltelim. Zira İslam, Batı halkları için bir tehlike değildir; aksine laiklik, milliyetçilik, liberalizm ve kapitalizmin zararlarından bıkmış olanlar için bir rahmet ve rahatlamadır. Araştırmacılara, bazı Batılı düşünürlerin farkına varmaya başladığı bir hakikati sunalım: Batı medeniyeti başarısız olmuş ve onun en önemli destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri de çöküş halindedir; aksine bunun da ötesinde aklı ikna eden ve kalbe mutmainlik veren hak bir akide olmasının yanı sıra insanlığı hayatın tüm işlerinde doğru yola ileten şerî hükümlerden oluşan bir sistem olarak İslam'ı sunuyoruz. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ “Biz seni ancak âlemlere rahmet olsun diye gönderdik.” [Enbiya 107]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



