- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Gazze’nin Ağlayanı Yok!
Haber:
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ile tüm cephelerdeki savaşı sona erdirmeyi hedefleyen bir mutabakat zaptının nihai taslağı üzerinde bir anlaşmaya varıldığını duyurdu; ayrıca Bakanlık, önümüzdeki Cuma günü İsviçre'nin başkenti Cenevre'de atılacak resmi imzalar öncesinde, geçici anlaşmanın detaylarını paylaşmak üzere İranlı yetkililerin bölge ve komşu ülkelere yoğun bir diplomasi trafiği gerçekleştireceğini açıkladı. (El Cezire)
Yorum:
Ümmetin en hayırlı bir buçuk milyondan fazla evladı, çağdaş tarihin tanık olduğu en korkunç ve en iğrenç kuşatması olan Gazze Şeridi’nde kuşatma altındadırlar. Günlük ölüm, açlık ve yıkım makinesi hâlâ can almaya devam ettiği gibi, kuşatma, suikastlar, yerinden edilenlerin çadırları ve en temel sağlık koşullarının yokluğu da, oradaki kahraman ve adam gibi adam olan bir halkı hâlâ ezip geçmeye devam etmektedir.
Gazze bugün terk edilmiş olup onun bir ağlayanı yoktur; zira ne Gazze’nin ne de halkının uluslararası sistemin terazisinde bir değeri yoktur; aksine onların, yaptıkları şeylere cesaret ettiklerinden ve dünyaya, sadece Yahudi varlığının gerçekliğini değil, aynı zamanda tüm fikirleri, sloganları, örgütleri, kurumları ve devletleri çökmüş olan Batı’nın gerçekliğini de ortaya koyduklarından dolayı tüm dünya için bir ibret olmaları istenmektedir.
Evet, Gazze ne bir araştırma mahalli ne de öncelikli bir dosyadır; çünkü İran ve liderleri, İslam’ı kapsamlı bir ideoloji olarak taşımamakta ve ümmeti de bir bütün olarak değerlendirmemektedirler; aksine bakış açıları mezhepsel ve taifeci olup, dikkate aldıkları hususlar ise bölgesel çıkardır. Dolayısıyla Gazze, gerçek öncelikleri arasında yer almamaktadır; her ne kadar sloganlarda adı geçip haberlerde bahsedilse de, gerçekte ise bir kenara itilmiş ve marjinalleştirilmiş durumda olup müzakerelerde ise temel bir madde değildir.
Mesele sadece İran ile sınırlı da değildir; aksine tüm İslam beldelerini kapsamaktadır; belki de araştırmacı ve akademisyen Muhammed Muhtar Şankıţi’nin şu sözleri bu durumu özetliyor: “İran bazen politikasıyla sana zarar verebilir, ancak “İsrail'in” sırf varlığı bile senin varlığını yok eder. İran’ın kolları, şu ya da bu ülkeyi geçici olarak kontrol eden milisler, gruplar ve tugaylardan oluşmaktadır; “İsrail’in” kolları ise, tüm İslam dünyasını ihlal eden ve bir asırdır onun temellerini ve yapısını yıkan büyük ülkelerden oluşmaktadır. Bu yüzden her şeyi kendi boyutuna göre değerlendir ve akıl ve adalet terazisiyle tart.”
Evet, Gazze bu dünya çapında tapılan putun üzerine yürüdü ve onu parçaladı; işte bu yüzden müzakerelerinde ona yer olmadığı gibi, varlığın sahte heybetini kırmaya cüret ettiği için de yaşamın acısını çekmeye devam etmesi istenmektedir.
Gazze’nin ağlayanı yok ama ancak o, Allah’ın himayesi, koruması ve gözetimi altındadır; Allahu Teala onu asla zayi etmeyecek ve terk etmeyecektir. Eğer Müslümanların bir devleti olsaydı, Gazze’yi yalnız bırakmazdı; dahası hiç kimse ona saldırmaya cesaret edemez ve ne Gazze ne de tüm Filistin işgal altında kalmaya devam etmezdi.
Bugün Gazze'nin, İslam Devleti'ne ihtiyacı vardır; bizler ise Hicretin yıldönümünü ve Hicri takvimin başlangıcını yaşıyoruz; bu yıldönümü ise, ilk İslam Devleti'nin kurulmasını temsil etmektedir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Hasan Hamdan



