- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Din Adına Birbirlerine Üstünlük Taslıyorlar
Oysa Din, Onların Hükümetlerinden Beridir!
Haber:
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi X’teki sayfasında yaptığı bir gönderide şöyle dedi: “İran, İslam’ı bağrına basan köklü ve zengin bir medeniyete sahip bir millettir. İslam’ın sonraki yüzyıllarında, İslam medeniyetinin oluşumu ve yükselişinde temel sütunlardan biri haline gelmiş; fıkıh ve hadis bilimlerinden felsefe, tıp, matematik ve edebiyata kadar pek çok alanda önemli roller üstlenmiştir. İslam’da üstünlük ölçütü ne Arapça konuşmak ne de vahyin indiği topraklara coğrafi yakınlıktır. Nitekim Yüce Allah, Hucurat Suresi 13. ayette şöyle buyurmaktadır: إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ “Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır.” Bu nedenle, hiçbir yönetici, yalnızca Arapça konuşuyor olmasını Hz. Muhammed’in temsilciliği iddiasına dayanak yapamaz veya bu iddiayı İslam’ın açık öğretilerinin takip edilmesinin yerine koyamaz.” (El Arabiya)
Yorum:
Bu açıklamalar, Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife'nin 3/7/2026 tarihli şu açıklamasına bir yanıt olarak gelmiştir: “Kral: İran'ın bizi kendisiyle birleştirmesi gereken dinî bağı görmezden gelmesinden ve Muhammed'in getirdiği mesajın, yüzyıllar süren karanlığın ardından Fars medeniyetine manevi, insani ve düşünsel bir derinlik kazandırarak Fars ulusuna üstünlük sağlamasını unutmasından üzüntü duyuyoruz.” (Bahreyn Vatan Gazetesi)
Her ikisinin de açıklamalarına bakarsak, dini bir baskı kartı olarak kullandıklarını ya da din adına birbirlerine üstünlük tasladıklarını görürüz; oysa din onlardan beridir.
Bahreyn Kralı İslam’dan ve İslam’ın Persler üzerindeki üstünlüğünden bahsederken, İslam’ın daha önce kendisine sağladığı üstünlüğü unuttuğu gibi İslam’ın önce kendi ülkesinde var olduğunu, daha sonra Pers ülkesine ulaştığını da unutmaktadır; bu yüzden İslam’ı, kendi ülkenizde diğerlerinden daha fazla uygulamaya hırs göstermelisiniz.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün verdiği cevap ise, görünüşte İslam’ı desteklediğini, onu uyguladığını ve takvaları sayesinde diğerlerinden daha çok Allah’a yakın olduklarını ifade ediyor; peki her ikiniz de hangi İslam’dan bahsediyorsunuz Allah aşkına?!
Din, birbirinize üstünlük taslayacağınız sloganlardan ibaret değildir; İslam, ekonomik ve içtimai olarak kendisinden mütekamil bir hayat sisteminin fışkırdığı akli bir akide olup birey, devlet ve toplumla olan ilişkileri de düzenlemektedir. Ayrıca fiilen ve hükmen muharib olan devletlerle olan ilişkiler hakkındaki hükümleri ve barış içinde olan devletlerle olan ilişkiler hakkındaki hükümleri de kapsamaktadır ve İslam’da hakkında şerî bir hüküm bulunmayan hiçbir şey kalmayacak şekilde başka hükümler de vardır. Her iki ülke de bir hayat sistemi olarak bu din ile hükmetmemektedir; o halde İsmail Baki hangi takvadan bahsediyor?! Devlette sizin konumunuzda ve statünüzde olan bir adam takvadan söz ettiğinde, devletinin İslam’ı bir hayat sistemi olarak uygulama boyutunu ve onu içte ve dışta uyguladığı kanunları kastetmesi gerekir; şüphesiz takva derken kendi bireysel eylemlerini kastetmesi doğru olmaz.
Doğru olan şu ki; İslam beldelerindeki mevcut tüm rejimler İslam’ı uygulamamaktadır; hükümlerinde, Allah’ın dininden son derece uzak olan insan yapımı hükümler dışında hiçbir şey görülmemektedir. Nitekim bu kanunlar, sizi mevkilerinize getirenler tarafından çıkarılmış ve sizin üzerinize dayatılmıştır; yani kâfirlerin çıkarlarını koruyan ve İslam için tek bir kelime dahi bırakmayan kanunlardır; zaten sizin varlığınızın hedefi de budur.
Arapçaya gelince; o hafife alınamaz ve faziletini küçümsemek de doğru olmaz; zira ister Kur'an ehli olsunlar isterse tüm yöneticiler gibi istisnasız dinlerini başkalarının dünyası için satanlardan olsunlar Arapça konuşanlardan bağımsız olarak Arapça'nın Kur'an'ın dili olması bile yeterlidir; bu yüzden Arapça'nın enerjisi ile İslam'ın enerjisinin arasını yeniden mezcetmek ve Müslümanların ülkelerini tek bir devlet, yani Hilafet Devleti altında birleştirmek gerekir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Suzan el-Mücerrat – Mübarek Toprak (Filistin)



