- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
ABD’nin Boyun Eğdirme İttifakları ve İran’a Yönelik Savaşın Sonuçları
Haber:
ABD'nin son dönemde İran ve ekonomik ortaklarına yönelik uyguladığı kapsamlı yaptırımlar kampanyası, İran'ın meydan okumasına yol açtı; zira üst düzey İranlı yetkililer, ABD'nin ekonomik baskılarının başarısızlıkla sonuçlanacağına dair vaatte bulundular. İran'ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın Salı günü yaptığı açıklamada, ABD'nin “askeri ve siyasi savaşta” yenilgiye uğramasının ardından, “ekonomik önlemlerinde de yenilgiye uğrayacağını” söylediğini aktardı.
Yorum:
Amerika’nın tek başına İran’ı boyun eğdiremeyeceği doğrudur, ancak her zamanki gibi bu kirli savaşı tek başına yürütmüyor; aksine, bu savaşta en büyük ve hayati rol, Müslüman ülkelerdeki, özellikle de İran’ı çevreleyen ülkelerdeki zararlı yöneticilere aittir. Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye ittifakı, Amerika’nın İran’a karşı kullandığı bu kirli araçlardan sadece biridir; bunun yanı sıra, İran’a ekonomik ambargo uygulamak için de kullanılmaktadır. Mısır, Ürdün, Bangladeş ve diğerleri gibi Amerika’ya sadık kalan geri kalan ülkeler de bu ittifaka katılırsa durum daha da kötüye gidecektir. Bu nedenle, Amerika’nın, İran’a karşı kirli işlerini yürütmek için kurulmuş olan bu uşaklar ve ittifaklar olmadan İran’ı boyun eğdirebileceğini düşünenler yanılmaktadır; zira Yahudi varlığı karşısında, Gazze ve Batı Şeria’da mübarek toprak Filistin’in halkını ezmeye devam ederken, bu tür ittifaklar hiç kurulmamıştır.
Buna karşılık İran’ın ABD ve müttefiklerine karşı ne gibi seçenekleri vardır? Gerçek şu ki İran liderliğinin elinde, darbelere tahammül edip bunları absorbe etmekten başka bir baskı ve karşı koyma aracı ya da kozları bulunmamaktadır. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Amerika dışında diğerlerine zarar verdiği gibi İran’a da zarar vermektedir; zira Amerika bu bölgeden petrol ithal etmemektedir; dolayısıyla bu, Amerika üzerinde bir baskı kartı değil, aksine tıpkı Gazze’de ve Gazze halkının başına gelenlerde olduğu gibi, İran için yavaş yavaş bir ölümdür; zira Gazze halkı, Yahudi varlığının kendilerine uyguladığı zulme katlanırken, komşuları ve çevre ülkeler ise bu duruma seyirci kalmıştı; bu da onları şu anda içinde bulundukları duruma sürüklemiştir; zira onlar, Kahire’de devam eden müzakerelerde Amerika’nın ve Yahudilerin onlara ve direnişlerine yönelik tüm dikteleri kabul ediyorlar.
Aynı durum İran için de geçerlidir; zira Trump yönetiminin başlattığı “ekonomik tecrit operasyonu” çerçevesinde alınan yeni önlemlere bakıldığında, yani ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in, İran hükümetini destekleyen “tüm ekonomik yaşam damarlarını kesme” girişimi olarak nitelendirdiği “ekonomik tecrit operasyonu” çerçevesinde alınan yeni önlemlere bakıldığında, bu kampanyanın askeri seçeneğin yanı sıra, İran için sonuçlarının ağır olacağı açığa çıkmaktadır. Zira Bessent, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin, İran’a nükleer ve füze teknolojisi edinmesinde, siber operasyonlar yürütmesinde ve petrol gelirleri elde etmesinde yardım etmekle suçlanan “dünya çapında 60’tan fazla kuruluş, kişi ve gemiye” yaptırımlar uyguladığını açıklamıştır. Buna ek olarak İran ekonomisi için hayati öneme sahip, dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve nakliye gibi beş sektörü kapsayan yeni yaptırımlar getirilmiştir. Zira Bessent şöyle demiştir: “Her ülke için, belirlediğimiz faaliyetleri durdurması için belirli bir zaman çizelgesi vardır. Bu ülkeler gerekli önlemleri almazsa, Hazine Bakanlığı’nın yetkilerini kullanarak tek taraflı olarak bu önlemleri alacağız.” Ayrıca Washington’un “petrol kaçakçılığı yapmak ve yaptırımları atlatmak” için kullanılan İran ağlarını tespit ettiği ve İran hükümeti ile İslam Devrim Muhafızları’na finansman sağlayan kaynakları kesmek amacıyla “kaçakçılığı önleyen bir yaklaşım” izleyeceğini taahhüt ettiği eklemesinde bulunmuştur.
Henüz en kötüsü yaşanmamıştır; yani Amerika'nın bu ittifakların desteğiyle İran'ı boyunduruk altına alması, bölgedeki hakimiyetini pekiştirip bölgeye çöreklenmesi halinde gelecek olan şey yaşanmamıştır. Zira kendi ölçülerine göre ve Yahudi varlığının çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeni bir Ortadoğu icat etmeye çalışan Amerika, İran’a boyun eğdirirse, bölgedeki jeopolitik değişiklikleri kendi çıkarlarını güvence altına alacak şekilde gerçekleştirebilecek bir konumda olacaktır. Bundan da önemlisi, İslam beldelerinin servetlerini yağmalamak, onları zayıflatmak ve parçalamak; bu ülkelerin Raşidi Hilafetin gölgesinde birleşmelerini engellemek ve bu bölgeyi Çin’e boyun eğdirmek, Rusya’yı kuşatmak ve Avrupa’yı zayıflatıp marjinalleştirmek için kullanmaktır; Amerika’nın planı işte budur; yani yeni bir tek kutuplu uluslararası düzen oluşturmak ve dünya üzerinde tam bir tekel kurmaktır.
Bu nedenle Amerika’nın müttefiki olan bu ülkedeki muhlisler harekete geçip bu Ruveybidaları devirmez ve Hilafetin kurulması için Hizb-ut Tahrir 'e nusret vermezlerse, daha da kötüsü gelecek olup bu ise bu bölgeye yönelik eski İngiliz işgalinden bile daha kötü olacaktır. Zira İngiltere, Ortadoğu’yu ve Hint Yarımadası’nı işgal etmiş, bu bölgelerin servetlerini yağmalamış, onları dünyanın en yoksul ülkeleri haline getirmiş, kendisi ise en zengin bir ülke olmuş ve bu sömürgelerin zenginliklerinden yararlanmıştı; işte Amerika da bundan daha kötüsünü ya da bir benzerini yapacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Bilal Muhacir – Pakistan



