حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Amerika
Medya Bürosu
| No: ABD–BA–2026–MB–TR–09 |
H. 9 Safer 1448 M. Perşembe, 23 Temmuz 2026 |
Amerikan Savaşı, Orman Kanunları ve Bedelini Ödeyen İnsanlar
ABD yönetimi, İran’a karşı hukuksuz ve gayrimeşru bir savaş ilan ederek bir İslam beldesine açık saldırıda bulunmuş; bir devletin başka bir devlete ancak uluslararası mutabakat çerçevesinde güç kullanabileceğini öngören uluslararası hukuk ilkelerini hiçe saymıştır. Bu nedenle dünyanın birçok ülkesi, aralarında Batılı müttefiklerin de bulunduğu devletler, Amerika’nın ve NATO’nun yanında bu savaşa katılmayı reddetmiştir. Ayrıca ABD yönetimi, Amerikan halkından ve Kongre’deki temsilcilerinden de böyle bir savaş için onay almamıştır. Buna rağmen saldırı yolunu seçmiş; masum sivilleri, çocukları ve İmam Müslim, Buhari ve Tirmizi’nin yetiştiği topraklardaki okul öğrencilerini hedef alan saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu saldırılar, Gazze ve Batı Şeria’da soykırım yapması için Yahudi varlığına verdiği (ve hala vermekte olduğu) tam askeri ve siyasi desteğin devamı niteliğindedir.
Bütün bu ihlal ve saldırıların ardından Trump yönetimi, uluslararası hukuk ve teamülleri aşarak insani değerleri de hiçe sayan yeni tehditlerde bulunmuştur. Trump, İran’ın stratejik Hürmüz Boğazı’nda gemilere ateş açması hâlinde Amerika’nın İran’ın sivil altyapısını bombalayacağını açıklamıştır. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şöyle demiştir: “İran İslam Cumhuriyeti Hürmüz Boğazı’nda herhangi bir gemiye füze, roket, insansız hava aracı veya başka herhangi bir silahla ateş açtığı her seferinde Amerika Birleşik Devletleri bir köprüyü ya da bir elektrik santralini bombalayacak ve yok edecektir.” Böylece özgür dünyanın lideri olan Trump yönetimindeki Amerika; hukukun veya uluslararası ve insani olarak üzerinde mutabık kalınan değerlerin hiçbir anlam ifade etmediği, orman kanununa dayalı yeni bir uluslararası düzen inşa etmiştir. Üstelik bu durum, Trump ve yönetiminin mensup olduğu Hristiyanlık da dahil olmak üzere tüm dini şeriatları yok saymak anlamına gelmektedir. Sivillerin kasten öldürülmesini, sivil nesnelerin ve altyapıların hedef alınmasını suç sayan en açık uluslararası hukuki metin, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nün 8. Maddesidir. Söz konusu madde; “Doğrudan çatışmalarda yer almayan sivil nüfusa veya sivil bireylere karşı kasten saldırı yöneltilmesini” ve “Askeri hedef olmayan sivil nesnelere karşı kasten saldırı düzenlenmesini” savaş suçu olarak tanımlamaktadır.
Amerikalı seçmenlerin çoğunluğu, İran’a karşı yürütülen savaşın Amerika’dan ziyade Yahudi varlığına hizmet ettiğini düşünmektedir. Nitekim güncel Amerikan kamuoyu araştırmaları da bunu doğrulamaktadır; öne çıkan bir ankete göre Amerikalı seçmenlerin %56’sı İran’a yönelik saldırıların öncelikle Yahudi varlığının çıkarına olduğunu söylerken, sadece %29’luk bir kesim bunun Amerika’nın çıkarına olduğunu ifade etmiştir. Bu durum, kendisini “demokrasi” olarak tanımlayan, halk adına yönettiğini, halkın iradesini uyguladığını ve yönetimin gördüğü gibi değil halkın gördüğü şekliyle onun çıkarlarına hizmet ettiğini iddia eden Amerikan yönetiminin; İran’daki ezilenlere yardım etme iddiasıyla yola çıkarken, İslam beldelerindeki diktatörlüklerin izinden giderek hem uluslararası kamuoyunu hem de kendi iç kamuoyunu zerre kadar önemsemediğini açıkça kanıtlamaktadır.
Amerikan yönetimi halkın meselelerine veya görüşlerine aldırış etmediğini kanıtlamak için, politikalarını reddeden seçmenlerin vergilerini, yine o seçmenlerin onaylamadığı savaşlara harcamaktadır. Amerikan yönetimi, İran’a yönelik askeri operasyonların maliyetinin 37,5 milyar dolara yükseldiğini açıklamış, Savaş Bakanlığı ise ordunun hazırlık seviyesinin düşeceği uyarısında bulunarak 67 milyar dolarlık ek fon talep etmiştir. Hegseth, bu ek fonun 1,5 trilyon dolarlık devasa savunma bütçesiyle birlikte; tüketilen mühimmatın ikame edilmesine, İHA ve füzelere karşı savunmanın güçlendirilmesine, eğitim programlarının devamına ve askeri maaşların ödenmesine imkân tanıyacağını belirtmiştir.
Böylece, bu devasa paralar ülkede büyük sıkıntı çeken eğitim ve sağlık gibi hayati sektörlere harcanmak yerine; vergi mükelleflerinin birikimleri savaş ve yıkım için harcanmaktadır. Bu paralar, ödenekleri kesildiği için hükümetin kapanmasına (shutdown) neden olan fakirlerin yemeğine ve çocukların sütüne harcanmak yerine; Cumhuriyetçi Parti’ye bağlı silah fabrikalarından mühimmat almak, bunları Gazze ve İran’daki insanların başına yağdırmak, İran ve Güney Lübnan’daki köprüleri yıkmak ve Trump’ın İran halkına vaat ettiği gibi insanları Orta Çağ’daymışçasına zifiri karanlığa mahkûm edecek elektrik santrallerini yok etmek için kullanılmaktadır. Trump, insanlar için hayır değil, yıkım ve onları karanlık çağlara döndürmeyi istemektedir.
Amerika’daki Müslümanlar ve bu ülkenin akil insanları; karar vericilere ve “derin devlete” karşı çıkmalı, onların Amerikan yönetimindeki temsilcilerini protesto etmelidir. Bu suçlar tüm ülke halkına mal edilmektedir; zira Amerika, savaşlardan çıkar sağlayan seçkinlerin veya etnik temizlik ve soykırım politikası güden suçlu Siyonist toplulukların değil, halk adına hükmeden demokratik bir devlet olduğunu iddia etmektedir.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Amerika Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: |



