حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu
| No: ÖZ–BA–2026–MB–TR–11 |
H. 11 Rabi’-ul Âhir 1448 M. Çarşamba, 23 Eylül 2026 |
Özbekistan’ın Stratejik Zenginlikleri Sömürgeci Devletlerin Değil, Müslüman Halkın Hizmetinde Olmalıdır!
Son yıllarda sömürgeci devletlerin ve yabancı şirketlerin Özbekistan’daki altın, uranyum, tungsten, molibden, lityum ve diğer stratejik madenlere olan ilgisi hızla artmaktadır. Bu alanda Amerika, Çin, Japonya, İngiltere, Fransa ve Kanada ile çeşitli anlaşmalar, yatırım projeleri ve işbirliği mekanizmaları oluşturulmaktadır.
Biz, bu sürecin yalnızca sıradan bir yatırım veya dış ticaret meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini özellikle vurgulamak isteriz. Çünkü stratejik madenler, ülkenin sadece sıradan ihracat malları değildir. Bilakis bunlar Özbekistan’ın ekonomik ve teknolojik geleceğini, stratejik güvenliğini ve gelecek nesillerin servetini doğrudan ilgilendiren kaynaklardır. Buna binaen bu konudaki tutumumuzu net bir şekilde ortaya koyuyoruz:
Birincisi: Özbekistan’daki stratejik madenler, hiçbir şekilde özelleştirilemeyecek servetler olarak görülmelidir. Özbek rejimi bu kaynakları yabancı devletlerin ham madde ihtiyacını karşılayan bir araç hâline getirmemelidir.
İkincisi: Her yatırım ve anlaşma, her şeyden önce şer’î açıdan, yani helal ve haram ölçüleri bakımından; ayrıca halka sağlayacağı ekonomik ve geçimsel faydalar açısından değerlendirilmelidir. Çünkü yalnızca “yatırımın ülkeye girmiş olması”, halkın menfaatini gerçekleştireceği anlamına gelmez.
Üçüncüsü: Stratejik servetlerin ve minerallerin Özbekistan’ın kendi içinde işlenmesine öncelik verilmeli; hammadde olarak ihraç edilmek yerine, ülke içinde sanayi zincirleri kurulmalı ve katma değer ülke içinde tutulmalıdır.
Dördüncüsü: Yabancı şirketlerin veya sömürgeci devletlerin madenler ve stratejik kaynaklar üzerinde uzun vadeli ve belirleyici bir hâkimiyet kurmasına kesinlikle fırsat verilmemelidir. Özbek halkının yer altındaki kıymetli serveti olan doğal gaz konusunda Rus Gazprom ve Lukoil şirketleriyle imzalanan 45 yıllık üretim paylaşım anlaşmalarının, Kerimov döneminde yapılan siyasi hatalardan biri olduğunu ve halkın bugün hâlâ bunun acılarını yaşadığını unutmuş değiliz.
Beşincisi: Bugüne kadar stratejik madenlerle ilgili imzalanmış bütün sözleşmeler, bu sözleşmelerde yer alan kaynak miktarları, devletin ve yatırımcıların payları, gelirlerin nasıl dağıtıldığı ve ihracat yükümlülükleri halka açıklanmalıdır.
İster Rusya, Çin, Amerika veya Japonya olsun, isterse İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci Avrupa ülkeleri olsun; bunlardan hiçbiri bu doğal servetleri Özbekistan halkının yararına işlemeyecektir. İşte bu nedenle, İslami bir perspektiften hareketle, halkın genel maslahatını ilgilendiren bu anlaşmaların ve servetlerin sıradan bir ticari mal olarak görülmemesi gerektiğini defaatle vurguluyoruz. Buna göre kamu mülkiyeti kapsamına giren her türlü kaynakta Müslümanların hakkı esas ve öncelikli mesele olmalıdır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثٍ: فِي الْكَلَأِ وَالْمَاءِ وَالنَّارِ“Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Mera, su ve ateş”
Doğal servetlerin yönetiminde ölçü, dış yatırımcının menfaati değil, İslam hükümleri doğrultusunda halkın yararına harcanması olmalıdır. Bu mesele temel gündem maddesi olarak görülmelidir. Ülkenin servetlerini düşmanlarına sunmanın siyasette ya basiretsizlik ya da intihar anlamına geldiği hiç kimse için bir sır değildir.
Dolayısıyla Özbekistan’ın yer altı ve yer üstü zenginlikleri, yalnızca mevcut neslin arzusuna göre tüketilecek sıradan kaynaklar değildir. Bilakis bunlar halk ve gelecek nesillerin bir emanetidir. Bu nedenle halkın zenginlikleri, yalnızca halkın ihtiyaçları ve refahı için kullanılmalıdır. Eğer amacınız Ümmetin doğal servetlerini düşmanlarına kelepir fiyatına sunarak Batı’yı razı etmekse, Batı’ya hizmette sizleri katbekat aşan ve Ümmetin servetlerini Amerika ile İngiltere’ye hesapsızca peşkeş çeken İbn Selman hakkında Trump’ın neler söylediğini sakın unutmayın! Hakîm ve Habir olan Allah size şu hakikati hatırlatmıştır:
وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ“Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.” [Bakara 120]
Dolayısıyla bu nimetleri doğru yerlere harcayın. Ümmetin hakkını evlatları arasında adaletle dağıtın. Düşmanı caydırmak için gerekli olan silah ve teçhizat sanayisini kurun. İşte o zaman düşmanınızın güçlenmesine imkân vermemiş, aksine halkınızın gücüne güç, malına mal katmış olursunuz. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَأَعِدُّوا لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ وَمِن رِّبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللَّهِ وَعَدُوَّكُمْ“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın.” [Enfal 60]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Özbekistan Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: |



