Çarşamba, 10 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Afganistan
Medya Bürosu

No: AF–BA–2026–MB–TR–12 H. 17 Cumâde’l Ûlâ 1448
M. Pazar, 18 Ekim 2026

Çin ve Rusya Müslüman Düşmanı İki Devlettir; O İki Devletten Sakının!

Son günlerde Bakü’de düzenlenen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) toplantısı, bir kez daha başta Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi olmak üzere Çinli ve Rus yetkililerin “Afganistan topraklarından kaynaklanan terör tehdidi” olarak nitelendirdikleri durum karşısında derin endişelerini dile getirmelerine sahne oldu. Diğer taraftan Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narışkin’in Kabil’e gerçekleştirdiği ve mevcut Afgan hükümetinin istihbarat yetkilileriyle bir araya geldiği eşi benzeri görülmemiş ani ziyaret de bölgesel ve küresel güçlerin Afganistan’a yönelik yeni bir güvenlik ve istihbarat faaliyeti yürüttüğünün bir göstergesidir.

Ticaretin, transit geçişlerin, ekonomik iş birliğinin ve maden çıkarma faaliyetlerinin genişletilmesine ilişkin bütün söylemlere rağmen bölgesel ve uluslararası güçlerin gerçek önceliği hiçbir zaman Afganistan’ın ekonomik refahı veya halkının esenliği olmamıştır. Bilakis onların temel kaygısı; güvenlik kontrolünü sağlamak, istihbarat alanında nüfuz etmek ve bölgede şekillenebilecek ilkesel herhangi bir siyasi veya İslami dönüşümün önüne geçmektir. Çünkü böylesi bir dönüşüm, bu güçlerin korumaya çalıştıkları sömürgeci düzeni tehdit edecektir.

Taliban’ın Afganistan’da yeniden yönetime gelmesiyle birlikte bu korku, bölge genelinde ve bölgenin dışında keskin biçimde artmıştır. Sömürgeci güçler, bugün yanıltıcı “terörle mücadele” sloganı altında şunları hedeflemektedirler: Birincisi: Afganistan yöneticilerini ülke sınırları içerisine hapsetmek, onları İslami projeden uzaklaştırmak ve aşamalı biçimde laik ulus-devlet sistemine entegre etmek. İkincisi: Afgan hükümetini, kendi çıkarlarını tehdit eden ve bölgede İslam esasına dayalı bir değişim gerçekleştirme potansiyeline sahip İslami grupları bastırmak ve etkisiz hâle getirmek için kullanmak.

Nitekim Çin temsilcisi son CICA toplantısında, “Talibanlı yetkililerin terörist gruplara karşı somut tedbirler alması gerektiğini.” söylemiştir. Putin de Hilafet’in yeniden kurulması fikrini defalarca bir tehdit ve terör olarak nitelendirmiş ve kendisini, bununla mücadele etmeye adamış biri olarak lanse etmiştir.

Bölgesel toplantılar, diplomatik temaslar, tehditler ve teşvikler ile Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı’nın Kabil’e gerçekleştirdiği bu son ziyaret işte bu bağlamda değerlendirilmelidir. Moskova, İslami uyanış kıvılcımının Afganistan’dan Orta Asya’ya ve oradan da bizzat Rusya’ya sıçramamasını güvence altına almak amacıyla istihbarat iş birliğini, bilgi paylaşımını ve askeri-teknik anlaşmaları genişletmenin çabası ve gayreti içerisindedir.

Rusya ve Çin, Orta Asya’daki işbirlikçi ve baskıcı yöneticilerin korunması ve İslami grupların bastırılması konusunda Pakistan ve Amerika ile hemen hemen aynı tutumu paylaşmaktadır. Dolayısıyla Afganistan ile Pakistan arasındaki sınır çatışmalarına müdahil olsalar veya arabuluculuk yapsalar bile Rusya veya Çin’in genel hedefleri, özünde Pakistan ve Amerika’nın hedeflerinden pek farklı olmayacaktır.

Kuşkusuz Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilim ve çatışma, Amerika’nın bölgedeki sömürgeci stratejisinin bir ürünüdür. Rusya ve Çin de Afganistan yöneticileri üzerinde baskı oluşturdukları ve İslami uyanışın kontrol altında tutulmasına yardımcı oldukları için bu politikayı desteklemektedirler. Rusya’nın kendine özgü çıkarları olabilir. Ancak sözde “küresel teröre karşı savaşın” başlangıcından bu yana, sürekli biçimde Amerika’nın çıkarlarıyla uyumlu bir tutum sergilemiştir.

İslami bakış açısına göre Rusya ve Çin, düşman ve işgalci iki devlet olarak değerlendirilmektedir. Rusya’nın yakın tarihteki cürümleri ve karanlık geçmişi -Çeçenistan, Kafkasya ve Dağıstan Müslümanlarını katletmesinden 1980’lerdeki Afganistan işgaline ve nihayet mazlum Suriye halkını vahşice bombalamasına kadar- Çin’in Doğu Türkistan Müslümanlarına yönelik süregelen zulmüyle aynı mahiyettedir. Uygurların bastırılması, camilerin yıkılması, geniş çaplı gözetleme ve casusluk faaliyetleri, İslami ibadetlere ve dini ritüellere getirilen kısıtlamalar; bu iki işgalci gücün İslam Ümmetine duyduğu derin nefretin açık kanıtlarıdır.

İslam Şeriatı’nın açık hükümlerine göre, düşman kâfir devletlerle siyasi ve güvenlik ilişkileri kurmak, askerî anlaşmalar imzalamak ve özellikle İslami gruplara karşı —bu gruplar hatalı olsalar dahi— bu devletlerden askerî veya istihbarî yardım istemek caiz değildir. Ayrıca bu tür aldatıcı güçlere dayanmak, Afganistan’ın ve İslam ümmetinin geleceği açısından vahim ve hatta köleleştirici sonuçlar barındırmaktadır.

Hizb-ut Tahrir / Afganistan Vilayeti Medya Bürosu, Afganistan’ın ve İslam ümmetinin sorunlarının gerçek ve köklü çözümünün, Allah Subhânehu ve Teala’ya bütünüyle teslim olmakta ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet’i kurmak için aralıksız çalışmakta yattığını ilan eder. Zira Müslümanların izzetini yeniden kazandırabilecek, gerçek güvenliği sağlayabilecek ve ister Doğu’dan ister Batı’dan gelsin işgalci ve sömürgeci güçlerin pençesinden İslam beldelerini kurtarabilecek yegâne güç Hilafettir.

الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ للهِ جَمِيعاً “Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” [Nisa 139]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Afganistan
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 
http://hizb-afghanistan.org/
E-Mail: info@hizb-afghanistan.org

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER