حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
| No: HT–BA–2026–MB–TR–65 |
H. 5 Cumâde’l Ûlâ 1448 M. Cuma, 16 Ekim 2026 |
إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِأُولِي الْأَلْبَابِ
“Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” [Zümer 21]
İran’daki yönetim sistemi, İslam beldelerindeki mevcut rejimlerin halini yansıtan ibretlik bir modeldir. Sömürgeciye bağlılık ve ona hizmet etme meselesi, bu sistemlerin liderleri ve üst kademeleriyle bağlantılıdır. Ordu, kurumlar ve ehlü’l-hal ve’l-akd (etki ve yetki sahipleri) gibi devletin diğer kilit noktaları ve gerçek güç merkezleri ise o ilk saflardan karakter olarak tamamen farklıdır. Bu lider kadrolar, devleti bazen Müslüman beldelerinin çoğunda olduğu gibi doğrudan sömürgeciye tâbi işbirlikçi bir devlet, bazen de savaş öncesindeki İran örneğinde olduğu gibi sömürgecinin yörüngesinde dönen bir devlet olarak tutmakla görevlidir.
Nitekim ABD Başkanı Trump, Washington’un İran’la yaşanan son çatışmada önde gelen İranlı liderleri hedef almakta aşırıya kaçmış olabileceğini söylemiş ve bunun İran içerisinde kimin müzakere etmeye ve karar almaya yetkili olduğunu belirlemeyi zorlaştırdığını kabul etmiştir. Trump, Ohio eyaletinin Youngstown kentinde Cumhuriyetçi Parti’nin seçim mitinginde yaptığı konuşmada, Amerika’nın İran liderliğini hedef alırken “belki de fazla ileri gittiğini” söylemiş ve gerilimin daha erken aşamalarında durmasının daha iyi olacağını ifade etmiştir. Trump, “En azından liderlerini bırakmalıydım çünkü kimlerle müzakere ediyoruz bilmiyorum.” ifadesini kullanmıştır.
Trump’ın açıkça dile getirdiği husus budur. Ancak açıkça dile getirmediği gerçek ise, ülkenin Amerika’nın yörüngesinde dönmesini kabul eden ve bunun karşılığında ülkenin bazı çıkarlarının gözetilmesi şartıyla Şam’da, Irak’ta, Afganistan’da ve Körfez’de Amerika’ya hizmet sunan lider kadroları ortadan kaldırmış olmasından pişman olmasıdır. Trump, bunlardan sonra gelecek kadroların İran’ın tamamen Amerika’ya tâbi ve boyun eğmiş bir devlet hâline gelmesini kabul edeceklerini sanıyordu. Ancak düzenlenen o “ilk şok” saldırısının ardından; Trump’ın iddia ettiğinin aksine, sistemin tüm kademelerinin çökmediğini; aksine Amerika’nın yörüngesinden çıkmaya ve sömürgeci boyunduruğundan kurtulmaya çalışan yeni bir liderlik vizyonunun sahneye çıktığını görünce şaşkına uğramıştır. Amerika’nın bugün içinde bulunduğu bocalamanın, istikrarsızlığın ve meseleyi hala kendi lehine sonuçlandıramamasının asıl sebebi işte budur.
Bunda, değişim için çalışan herkes açısından bir ders; Müslüman beldelerindeki güç merkezleri konusunda ümidini kaybedenler açısından ise bir umut vardır. Defalarca vurguladığımız üzere; Ümmetin asıl musibeti, yönetimde ve orduda dizginleri elinde tutan o en ön saftaki işbirlikçi kadrolardadır. O ilk safların gerisinde ise Ümmet, tüm gücüyle, ihlaslı evlatlarıyla ve barındırdığı hayırla dimdik ayakta durmaktadır. Bu samimi güçlerin ihtiyacı olan tek şey; halkına asla yalan söylemeyen bir lider olan, Müslüman beldelerini sömürgeciliğin zincirlerinden ve pençelerinden kurtaracak yegâne vizyona sahip olan Hizb-ut Tahrir’e birazcık cesaretle nusret vermektir. Ancak bu şekilde yeniden dünyayı yöneten, müstekbir ve zalim güçleri dize getiren aziz ve kerim bir ümmet haline gelebiliriz.
Haydi ey Müslüman ordularının subay ve genelkurmay başkanları! İslam’a ve Müslümanlara nusret verin; kendinizi, ailenizi ve beldelerinizi bu ajan ve tabi rejimlerden, bu zillet ve utanç yöneticilerinden kurtarın!
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizbut-tahrir.info |
E-Mail: media [@] hizbut-tahrir.info |



