حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
| No: FL–BA–2026–MB–TR–17 |
H. 7 Cumâde’l Ûlâ 1448 M. Pazar, 18 Ekim 2026 |
Filistin Yönetimi, Maaş Kesintileri ve Seyahat Yasaklarıyla Halkın Haklarını Gasp Ediyor!
Sanki Filistin Yönetiminin içindeki yolsuzluklar, insanların mallarını haksız yere yemesi, yönettiği Filistin bölgelerini ve buralardaki imkânları yozlaşmış ve yozlaştırıcı adamlarının çiftliği ve otlağı hâline getirmesi yetmiyormuş gibi; sanki görevlerin büyük bölümünü kendisini pohpohlayan ve batılını alkışlayanlara tahsis etmesi yetmiyormuş gibi; sanki işe alımları güvenlik birimlerinin onayına bağlaması yetmiyormuş gibi, şimdi daha da ileri giderek Filistin halkına karşı bir dizi keyfî uygulamaya ve kanunsuz zorbalıklarına girişmiştir. Filistin yönetimi güvenlik birimlerinin kararıyla bazı kişilere seyahat yasağı getirmiş, üstelik bunun kanuna aykırı olmasına aldırmamıştır! Yönetimin rızasını almamak, onu övmemek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak, yönetimi yolsuzluklarından dolayı eleştirmek veya siyasi aidiyetlerinin yönetim ile güvenlik servislerinin hoşuna gitmemek dışında hiçbir günahı olmayan birçok memurun maaşını da kesmiştir!
Hizb-ut Tahrir / Mübarek Toprak Filistin heyetleri; aralarında El-Halil, Nablus ve Beytüllahim valilerinin de bulunduğu bir dizi yetkiliyi ziyaret ederek onları sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmış, valilere halkın üzerindeki bu zulmün bir an önce kaldırılması, kesilen maaşların iade edilmesi ve hukuksuz seyahat yasaklarına son verilmesi gerektiğini vurgulamışlardır.
Valiler ise farklı tepkiler vermişlerdir. Nablus Valisi; önce bu durumu inkâr etmiş, ancak heyet bunun genel bir uygulama olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyunca ve maaş kesintilerinin arkasında tamamen güvenlik birimlerinin siyasi kararları olduğunu ifşa edince, geri adım atmak zorunda kalmıştır. Vali yardımcısı araya girerek, “Görevini yerine getiren bir çalışanın maaşını almasının engellenmesi caiz değildir.” dese de ne validen ne de yardımcısından zulmü kaldıracak tek bir somut adım dahi atıldığı görülmemiştir!
El-Halil Valisi ise meseleyi takip edeceğini ve sorunu çözmek için çalışacağını vaat etmiş ve hatta “Keşke bütün sorunlar tırmanmadan çözülebilse.” diyerek konuyu sakin biçimde çözmek istediğini ifade etmiştir. Heyet cevap almak için tekrar gittiğinde, vali özel kalemi aracılığıyla konuyu “ilgili mercilere” ilettiklerini ama cevap alamadıklarını bildirmiştir! Sanki Vali, hiçbir otoritesi ve yetkisi yokmuş gibi davranmıştır! Vali sanki haklar bölünebilirmiş gibi maaş kesintileri dosyasının çözülmesinin kolay, fakat seyahat yasağı meselesinin çözülmesinin zor olduğunu söylemiştir. Görünen o ki güvenlik birimlerinin keyfî tahakkümü, artık Filistin Yönetiminin kendi kanunlarının ve valinin dahi üzerinde değişmez bir kader hâline gelmiş gibi! Valinin yardımcısının kolay olduğunu iddia ettiği maaş kesintisi sorununun çözümüne dair yapılan görüşmelere ve verilen sözlere rağmen, sorun şimdiye kadar çözülmemiştir, kaldı ki çözülmesi de neredeyse sıfıra yakındır!
Daha da vahim ve acı olan ise Beytüllahim Valisinin tutumudur. Başlangıçta talebi desteklemiş ve çözüm sözü vermiş ancak heyet kendisine tekrar gittiğinde verdiği sözden dönmüş, sorumluluktan kaçmış ve “Gidin, güvenlik birimleriyle görüşün!” demiştir. Bu ise valinin, bu uygulamaların arkasında güvenlik birimlerinin bulunduğunu kabul ettiği anlamına gelir! Hatta heyetten güvenlik birimlerine gitmesini istemesi, bir nevi bu durumu kabullendiğini de gösterir.
Valilerle yapılan bu görüşmeler; önce söz verip sonra ipe un seren, güvenlik birimlerinin zorbalığı karşısında sorumluluktan kaçan aciz bir yönetimin resmidir.
Tüm bunlar, Filistin Yönetimi’nin bir hukukunun olmadığını; aksine güvenlik birimleri eliyle dayatılan bir haydutluk ve zorbalık kanununun hüküm sürdüğünü kanıtlamaktadır. Filistin Yönetimi, Müslüman beldelerinde azgınlaşmış polis ve istihbarat rejimlerinin izinden gitmektedir.
Tüm bunlar şu soruyu akıllara getirmektedir: Yönetimin, insanların maaşlarını kesmek ve onlara seyahat yasağı getirmekteki amacı nedir? Bu, gaspçı varlığın ülke halkına uyguladığı baskının aynısı değil mi? İnsanları susturmak ve onurlu bir hayat sürme umutlarını yok etmek için uygulanan yöntemin aynısı değil mi? Filistin Yönetimi bu davranışıyla —kendi kuruntusuna göre— insanları ülkeyi terk etmeye zorlayarak, Yahudi varlığının halkı göçe zorlama siyasetiyle aynı doğrultuda hareket etmiyor mu? Yoksa Filistin Yönetimi, Yahudi varlığının gemisine binip onun adına avcılık yapma noktasında aradığı fırsatı mı bulmuştur?!
Biz, Hizb-ut Tahrir gençlerinin ve onlarla birlikte Filistin halkının bu zulme asla sessiz kalmayacaklarını, İnsanların mallarının gözlerinin önünde haksız yere yenmesini asla kabul etmeyeceklerini söylüyoruz. Bu paralar, yönetimin çalışanlara bahşettiği bir lütuf değildir. Bu maaşlar ne yöneticilerin cebinden ne de güvenlik birimlerinin kasasından çıkmaktadır; aksine tahakküm kurdukları Filistin halkının bizzat kendi paralarıdır. Seyahat izni de yönetimin halka bahşettiği bir lütuf değildir. İnsanları seyahat etmekten alıkoymak, onlara karşı bir saldırıdır ve düşmanın ekmeğine yağ sürmektir. Hizbin gençlerine ve hakka sımsıkı sarılan Filistin halkına yönelik bu gasp, hesapsız ve soruşturmasız kalmayacaktır. Haklar sahiplerine iade edilene ve yönetim ile güvenlik güçleri halkın üzerindeki güvenlik baskısını kaldırıncaya zalime “sen zalimsin” denmeye devam edilecektir.
Filistin Yönetimi ve güvenlik birimleri artık bu azgınlıklarından vazgeçmelidir! Bilmelidirler ki zulüm, karanlıklardır. Kendilerini Ümmetin öfkesinden güvende sanan nice rejimler, bugün tarihin çöplüğündedir. Sanki dün hiç var olmamış gibiler. Bu nedenle Filistin Yönetimi ve güvenlik birimleri için en hayırlısı, hesaplarını yeniden gözden geçirmek ve pişmanlığın fayda vermeyeceği gün gelmeden önce doğru yola dönmektir.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Mübarek Toprak (Filistin) Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: 0598819100 www.pal-tahrir.info |
E-Mail: info@pal-tahrir.info |



