Pazartesi, 23 Recep 1447 | 2026/01/12
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Mübarek Toprak - Filistin Kadın Kolları: Hilafetin Yıkılışının 105. Yıldönümünü Anma Etkinlikleri

  • Kategori Filistin
  •   |  

Hizb-ut Tahrir/ Mübarek Toprak Filistin Kadın Kolları:

Hilafetin Yıkılışının 105. Yıldönümünü Anma Etkinlikleri

Bu sayfada, Hizb ut Tahrir'in Mübarek Toprak Filistin'de, Hilafet devletinin 28 Receb 1342'de yıkılışının 105. Hicri yıldönümünü anmak için düzenlediği etkinlikleri yer vereceğiz.

Cuma, 13 Receb 1447 Hicri - 2 Ocak 2026 Miladi

filistin

Hizb-ut Tahrir/ Mübarek Toprak Filistin Kadın Kolları:
Hilafetin Yıkılışının 105. Yıldönümü Mesajları!

Resullerin Efendisi Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve onun asil ve celil Sahabeleri (Allah onlardan razı olsun) tarafından kurulan İslam Devleti'nin Arap ve Türk hainleri tarafından yıkılışının 105. elim yıldönümü münasebetiyle, Hizb-ut Tahrir Mübarek Toprak (Filistin) Kadın Kolları, İslam ümmetini, Peygamberimiz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hak olarak müjdelediği “خلافة راشدة على منهاج النبوة” Nübüvvet minhacı üzere Raşidi Hilafet'i yeniden kurmak için, Hizb-ut Tahrir ile birlikte gayretle çalışmaya teşvik etmek amacıyla bir dizi mesaj sunmaktadır.

filistin

Hilafetin yıkılışının 105. yıldönümünde,
Herkesi bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyoruz! Cevap veren ve önderlik edenlere ne mutlu!

Cuma, 13 Receb 1447 Hicri - 2 Ocak 2026 Miladi

Hilafetin yıkılması en büyük trajedilerden biriydi ve bu, Mübarek Toprak Filistin'den bir mesajdır... Bu eylemsizlik devam edecek mi? Yoksa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Roma'nın fethiyle ilgili müjdesi yaklaştı mı? Gelecek şanlı tarihte iz bırakmak isteyen herkes için alan açıktır...

filistin

Hilafetin yıkılışının 105. yıldönümünde,
Filistinli bir kadın, ümmetin gençlerine seslenerek onlara yükümlülüklerini hatırlatıyor!

Cuma, 20 Receb 1447 Hicri - 9 Ocak 2026 Miladi

İslam ümmetinin atan kalbi ve itici gücü olan gençlere, dinlerini desteklemek için çalışmaya çağrı yapıyor, onlara atalarını, Peygamberimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Sahabelerini (Radıyallahu anhum) hatırlatıyor ve bu hatıraların, kararlılıklarını güçlendirmek, azimlerini keskinleştirmek ve bu dünyada ve ahirette ödül kazanmak için bağlılıklarını yenilemek için bir ilham kaynağı olduğunu hatırlatıyor.

filistin

Etiketler

#أقيموا_الخلافة

#في_ذكرى_هدم_الخلافة

ReturnTheKhilafah#

#YenidenHilafet

#خلافت_کو_قائم_کرو

#TurudisheniKhilafah

filistin

İlgili Bağlantılar:

 

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, Sudan’ın Farklı Şehirlerinde Bir Dizi Duruş Eylemi Gerçekleştirdi

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti gençleri, H. 1342 Recep ayında Hilafet’in yıkılışının 105. yıldönümünü ihya etmek amacıyla H. 20 Recep 1447 / M. 9 Ocak 2026 Cuma günü Cuma namazının ardından Sudan’ın farklı şehirlerinde bir dizi duruş eylemi gerçekleştirdiler. Hilafetin yıkılışının yıldönümünü anmak, geçmişte yitirilen şanlı maziye ağıt yakmak için değildir, bilakis azimleri bilemek içindir. Ümmet Hilafeti ikame etme sorumluluğunu yerine getirmeli, Âlemlerin Rabbi’nin hükümleri altında yaşamalı ve boyunlarındaki cahiliye ölümü günahından kurtulmalıdır. Bu duruş eylemleri şu şehirlerde icra edildi:

  • • Port Sudan Şehri (İdari Başkent): Transit Mahallesi’ndeki Zin-Nureyn Camii önünde gerçekleşen eylemde, Hizb-ut Tahrir üyesi Üstad Yakup İbrahim bir konuşma yaptı.
  • • Rebek Şehri (Beyaz Nil Eyaleti): Takva Camii önünde.
  • • El-Abbasiye Tegali Şehri (Güney Kordofan Eyaleti): Çarşı Mahallesi’ndeki El-Fuveyra Camii önünde.
  • • El-Ubeyd Şehri (Kuzey Kordofan Eyaleti Başkenti): İbn Mesud Pazarı Camii önünde gerçekleşen eylemde, Hizb-ut Tahrir üyesi Üstad Muhammed El Kuni Muhammed bir konuşma yaptı.
  • • Kuzey Hartum (Bahri): Duruşab’daki Kuba Camii önünde.
  • • Omdurman Şehri: Sabirin Pazarı’ndaki Büyük Cami önünde gerçekleşen eylemde, Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Meclis Üyesi Avukat Üstad Ahmed Ebubekir bir konuşma yaptı.
  • • Kadarif Şehri (Kadarif Eyaleti Başkenti): Büyük Pazar’daki Abdülkadir Abdulmuhsin (Demiryolu) Camii yanında.

Gençler, etkinliğin anlamını yansıtan ve Hilafetin gölgesinde yaşamanın önemini ortaya koyan pankartlar taşıdılar. Meydanlarda toplanan halk, eylemlere büyük ilgi gösterdi. Bu teveccühüyle ümmet, izzetin ve Rabbin rızasının anahtarı olan Hilafetin geri dönüşüne duyulan derin özlemi ve bağlılığı bir kez daha teyit etmiş oldu.

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir’i Yasaklama Önerisi: Yalanlar, Irkçı Klişeler ve İslam Düşmanlığı Üzerine Kurulu Bir Tezgahtır

Avustralya hükümetinin Hizb-ut Tahrir’i yasaklama önerisi, partinin tutumlarının çarpıtılması ve bu ülkede Müslümanların on yıllardır maruz bırakıldığı ırkçı tasvirlere dayanılmasıyla açıklanabilir. Amaç, bu kalıplaşmış imgeler aracılığıyla hükümetin iddialarının ciddi bir denetime tabi tutulmasının önüne geçmektir.

Hizb-ut Tahrir, Müslüman toplumun bir parçasıdır. Ancak İslamofobik bir bakış açısından, biz ya tehlikeli görülüp etkisiz hâle getirilmesi gereken kimseleriz ya da saf olup kontrol edilmesi gereken bir topluluk!

“Müslümanlar fikir oluşturmazlar, aksine radikalleşirler. Müslümanlar görüş ifade etmezler, aksine nefret yayarlar. Müslümanlara haber okuma konusunda bile güvenilemez, çünkü mağduriyetleri çabucak kitlesel katliam olaylarına dönüşür.” İşte Avustralya hükümetinin dayandığı ırkçılık budur.

Hizb-ut Tahrir’in de bir parçası olduğu bu ülkedeki Müslümanlar, Gazze’deki soykırıma karşı durma konusundaki sabit ve ilkesel duruşlarıyla gurur duymaktadırlar. İşgal, bizim gözümüzde ebediyen bir zulüm olarak kalacaktır. Soykırım, ebediyen bir zulümdür. İnsanların başına evlerini yıkmak, hastaneleri, okulları ve gıda dağıtım merkezlerini bombalamak ebedi bir suçtur. Aynı şekilde esirlere tecavüz etmek de asla affedilemez büyük bir günahtır.

Avustralya hükümeti bu gerçeklerle doğrudan yüzleşmek yerine, kasıtlı bir dezenformasyon kampanyası yürütmeyi tercih etmiştir. Zaten kim hükümetin iddialarını sorgulayacaktır? Kim Müslümanları savunmak gibi bir riski göze alacaktır?!

Hükümet, Hizb-ut Tahrir’in “Yeni Nazilere benzediğini” iddia etmektedir. Bu, bizi gerçek Nazilerle bir tutan absürt bir kıyaslamadır! Yine, hiç adını dahi duymadığımız bir yer olan Caulfield’deki sinagogda yaşanan şiddet olaylarının arkasında bizim olduğumuzu ileri sürmektedir! Biz, bu suçlamadan önce o semtin adının bile bilmiyoruz! Eğer insanları Hizb-ut Tahrir’in bizzat şiddet eylemleri gerçekleştirdiğine ikna edemezlerse, bu kez şiddeti teşvik ettiğimizi söyleyecektir. Bu da olmazsa, insanlara şiddet için “ilham verdiğimizi” ya da en azından şiddeti övdüğümüzü iddia edecektir. Önemli olan bizi her ne şekilde olursa olsun şiddetle ilişkilendirmektir. Senaryoyu tamamlamak için bu karışıma bir de “Yahudi karşıtlığı” (Antisemitizm) suçlamasını ekliyor.

Avustralya hükümetinin artık kabul edilebilir gördüğü kamusal söylem düzeyi budur. Bu söylem, kendi imajlarını aklamaktan umudunu kesen ve bu nedenle bizim imajımızı karalamaya yönelen Siyonist aktivistler tarafından da desteklenmekte ve büyütülmektedir.

Hükümetin bu teklifi her birimizi dehşete düşürmelidir. Siyonist projenin savunucuları söylediklerimizden hoşlanmadığı için, Avustralya hükümeti söylediklerimizi suç sayacak özel yasalar hazırlıyor. Oysa hem bu hükümet hem de on yıllardır birbirini izleyen hükümetler, söylediklerimizin yasal ifade özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini defalarca teyit etmişlerdir.

Bugün yapmak istedikleri şey, meşru siyasi söylemi “nefret söylemi” olarak yeniden tanımlamaktır. Bunun sebebi, bu söylemin gerçekten nefret içermesi değil; onların söylediklerimizden nefret etmeleridir. Ve Siyonist aktivistlerin, derin bir nefret besledikleri uzun bir insan listesi vardır.

Devamını oku...

Yemen’de Devam Eden Uluslararası Çatışmanın Gölgesinde Yemen Halkı Uzun Yıllardır Kayıp Olan Gerçek Rolünün Ne Zaman Farkına Varacak?!

Reşad el-Alimi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi, 07 Ocak 2026 Çarşamba günü Riyad’dan yaptığı açıklamada, konsey üyesi Aydarus Kasım ez-Zübeydi’ye; ihanet, anayasayı ihlal ve çiğneme, cinayet işlemek üzere silahlı çete kurmak gibi bir dizi ağır suçlama yönelterek dosyayı Başsavcılığa sevk etti. Ayrıca Konsey, bir dizi bakanlık ve güvenlik değişikliği de yaptı. Riyad ise 6 Ocak 2026 Salı günü ez Zübeydî’nin “bilinmeyen bir yere kaçtığını” bildirdi. 8 Ocak 2026’da El Cezire’nin aktardığına göre “Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tuर्की el-Maliki, istihbarat raporlarına dayanarak Güney Geçiş Konseyi Başkanı ez Zübeydi’nin Aden Limanı üzerinden deniz yoluyla Somali’nin Somaliland bölgesine kaçtığını açıkladı.” Bu süreçte Suudi uçakları, ez Zübeydi’nin memleketi Dali’deki askeri kamplara 7 hava saldırısı düzenledi.

Bu gelişmeler, ez Zübeydî’nin Riyad’ın çağrısına uymayı reddetmesi ve yakın zamanda düzenlenmesi planlanan bir konferansa katılması için tanınan 48 saatlik süreyi kabul etmemesinin ardından yaşandı. Söz konusu çağrı, ez Zübeydî’nin 26 Kasım 2025’te güçleriyle Hadramut vilayetine girmesi, Hadramut ve komşu Mehri vilayetlerinin kontrolünü ele geçirdiğini duyurması ve 2026 yılının başında bu bölgelerden çekilmesine kadar uzanan askerî gelişmelerin bir sonucu olarak yapılmıştır.

Ez Zübeydi de tıpkı Başkanlık Konseyi’nin diğer üyeleri gibi, Yemen satranç tahtasında usta hamleler yapan İngiltere’nin elindeki bir piyondur. İngiltere, onu İslam’a ve Müslümanlara karşı savaşta kendi safına çekmiş, İslam ve Müslümanlara karşı savaşması için onu kışkırtmıştır. Muhammed bin Zayed liderliğindeki BAE de ona destek vermiştir. Bugün Yemen’de yaşananlar; Suudi hanedanı üzerinden yürütülen Amerikan nüfuzu ile BAE üzerinden yürütülen İngiliz nüfuzu arasındaki şiddetli çatışmanın bir yansımasıdır. Riyad, İngiliz yanlısı sekizli konsey üzerindeki tüm nüfuzunu kullanarak müdahale etmiş ve ez Zübeydi’yi hedef tahtasına koymuştur. Ancak Abu Dabi, piyonunu terk etmemiş; onu ileride tekrar kullanmak üzere koruma altına almıştır. İngiltere, El-Alimi ve konseyini hem Suudi rejimiyle uyumlu görünmek hem de aynı anda onlara tuzak kurmak için kullanacaktır. Böylece Yemen’de kan kaybı ve açlık devam edip gidecektir.

Selman ve oğulları —Veliaht Muhammed ve Savunma Bakanı Halid— Yemen için şefkatli bir anne rolü oynamaktadır! Ama aslında onlar, Güney Yemen’i efendileri olan Amerika’ya açmak için zehir taşımaktadırlar. Krallıkları bir gün olsun bile İslam kardeşliğinin safında yer almamıştır. Kurucuları Abdülaziz, Birinci Dünya Savaşı’nda Şerif Hüseyin ve başkalarıyla birlikte Hilafet Devleti’ne karşı savaşan ittifakta yer almış, Batılı kâfir devletlerin, özellikle İngiltere ve Fransa’nın liderliğinde Hilafetin yıkılmasına katkıda bulunmuştur.

Çatışan tarafların her ikisi de kapitalisttir; Amerika, Suud Krallığı üzerinden, İngiltere ise BAE üzerinden hareket etmektedir. İlke olarak aynı noktada buluşurlar; İslam’a ve Müslümanlara karşı savaşta birleşirler; ihtilafları ise maddi çıkarlardadır. Bu çıkarların başında da Hadramut ve çevresindeki petrol gelmektedir. Dini siyasetten ayıran ve dünyaya İslam akidesi zaviyesinden bakamayan Yemenli siyasetçiler, bu yıkıcı “maliyet siyasetinin” uçurumlarını ne zaman fark edecekler?

Biz Kuzeyinden güneyine tüm iman ve hikmet ehli olan Yemen halkına sesleniyoruz: haydi Rabbinizi razı edecek bir duruş sergileyin! Kâfir Batı’nın ve onun ajanları olan Âl-i Suud, Âl-i Nehyan ve İran yöneticilerinin ellerini kesin! Hakka yardım edin; Allah’ın şeriatı ile hükmedecek olan bir devletin ikamesi için çalışanlara nusret verin. Ey Yemen halkı! Sizin asıl meseleniz, Raşidi Hilafet Devletinin gölgesinde İslam’ı taşımaktır, bu sizin gerçek tarihî rolünüzdür. Haydi bu rolünüze geri dönün. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” [Ali İmran 103]

وَأَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ“Çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.” [Enfal 46] İslam’a ve Müslümanlara karşı savaşanların elinde bir yıkım aleti olmayın; sizi paramparça etmek ve gücünüzü yok etmek isteyenlere hizmet etmeyin!

Yoksa kapitalist uygarlığın, kökünü kazımak amacıyla İslam uygarlığına karşı başlattığı savaşı sadece izlemekle mi yetineceksiniz?! Kapitalist uygarlık bunu asla başaramayacaktır! Allahu Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

يُرِيدُونَ أَن يُطْفِئُوا نُورَ اللهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللهُ إِلَّا أَن يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ “Allah’ın nurunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.” [Tevbe 32] Müslümanlar arasında bu planların farkında olan, İslam ümmetini uyandıran ve onları İslam’a nusret vermeye, Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet Devleti’ni ikame etmeye çağıranlar vardır. İşte Hizb-ut Tahrir, aranızdadır ve sizinle beraberdir.

Devamını oku...

El-Ubeyyid Şehrinde Duruş Eylemi Gerçekleştirildi ve Halka Hitap Konuşması Yapıldı

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti gençleri, Hilafet Devleti’nin yıkılışının 105. yıldönümünü anmak amacıyla; H. 18 Recep 1447 M. 07 Ocak 2026 Çarşamba günü, Kuzey Kordofan’ın başkenti El-Ubeyyid şehrinde, Salihin Pazarı Camii meydanında bir duruş eylemi ve halka hitap konuşması gerçekleştirdi.

Etkinlikte bir konuşma yapan Hizb-ut Tahrir üyesi Üstad Muhammed el-Kuni; Müslümanlar için izzetin, emniyetin ve güvenin ancak Hilafet Devletinin gölgesinde mümkünü olduğunu vurguladı.

Ardından güç ve kuvvet ehline, âlimlere, siyasetçilere ve medya mensuplarına seslenerek, Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafetin ikamesi için Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmaya koyulmaları çağrısında bulundu.

Eylem süresince Hizb-ut Tahrir gençleri, günün anlam ve önemini belirten ve Hilafet talebini haykıran pankartlar taşıdılar.

Meydanda toplanan halk, yapılan hitaba ve eyleme büyük ilgi göstererek Hizb-ut Tahrir’e ve gençlerine övgüde bulundu, dua etti.

Devamını oku...

Amerikan Himayesinde Yapılan Paris Görüşmeleri, Gizli Bir Güvenlik Normalleşmesidir, Görüşmelerin Suriye’nin Egemenliğine ve Devrimin Sabitelerine Tehlikeli Sonuçları Olacaktır

6 Ocak 2026 Salı günü Paris’te, Suriye ile (İsrail) arasında Amerikan himayesinde yapılan yeni müzakere turu sona erdi. Görüşmeler neticesinde, “istihbarat paylaşımı ve askeri gerilimi düşürmek amacıyla bir irtibat hücresi kurulması” kararlaştırıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak Suriye–(İsrail) açıklamasında, (İsrail) ve Suriye’den üst düzey yetkililerin Paris’te bir araya geldikleri, görüşmede tarafların “iki tarafın güvenliği ve istikrarı için kalıcı düzenlemelere ulaşma konusundaki kararlılıklarını” vurguladıkları ifade edildi. Açıklamada, acil istihbarat koordinasyonu ve gerilimi düşürme amacıyla bir irtibat hücresi şeklinde ortak bir entegrasyon mekanizmasının kurulacağı, bu mekanizmanın Amerikan denetiminde diplomatik ve ticari angajmanları da içereceği ve Suriye-(İsrail) ortak mekanizmasının her türlü ihtilafı hızlı biçimde ele alacak bir platform olacağı belirtildi.

Reuters ajansının bir Suriyeli yetkiliye dayandırdığı habere göre bu girişim, Suriye ile (İsrail) arasındaki müzakereleri “olumlu yönde ilerletmek için tarihî bir fırsat” olarak değerlendirildi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan bir hükümet kaynağı da müzakere turunun, “1974 Ayrıştırma Anlaşması’nın yeniden devreye sokulmasına” odaklandığını, bununla (İsrail) güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesi hatlara çekilmesinin hedeflendiğini ve “dengeye dayalı bir güvenlik anlaşması”na ulaşma arzusunun bulunduğunu ifade etti.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Suriyeli ve (İsrailli) yetkililer arasında gerçekleşen müzakerelerin “önemli bir kırılma noktası” oluşturduğunu söyleyerek, Şam’ın (İsrail)’e karşı herhangi bir düşmanca niyet taşımadığını ve görüşmelerin sonuçlarının “inkâr aşamasından gerçek bir iş birliğine geçme konusunda taraflarda güçlü ve ortak bir irade”yi yansıttığını belirtti.

(İsrail)’in Suriye içindeki birçok bölgeyi işgal ettiği ve 1967’de işgal edilen Golan Tepeleri’ne komşu tampon bölgeleri kontrol altına aldığı biliniyor. Ayrıca (İsrail) güçleri neredeyse her gün Suriye topraklarına girmekte, vatandaşları tutuklamakta, ekinleri tahrip etmekte ve halka ateş açmaktadır. (İsrail) ordusu ayrıca sivilleri öldüren ve Suriye ordusuna ait askeri mevzileri, araçları, silahları ve mühimmatı imha eden hava saldırıları düzenlemektedir.

Paris’te gerçekleşen bu görüşmeler ve ona eşlik eden açıklamalar; devrimin sabitelerine, şehitlerin kanına ve Şam halkının dinini aziz kılmak uğruna verdiği muazzam fedakârlıklara karşı bir darbedir, açık bir ihanettir. Eski rejim başının firar etmesinden sonra Suriye’de yönetime gelenlerin, mukaddesatımızı Yahudi varlığına peşkeş çekmesinden ve Amerikan emirlerine boyun eğmesinden daha büyük bir suç olabilir mi? Bu süreç, özünde İslam ve ehline karşı bir savaş olan “Abraham Anlaşmaları”na eklemlenme yolunda atılan tehlikeli bir adımdır. 

Bu nedenle genel olarak ümmetin evlatları, özel olarak Şam’ın mücahit ve samimi devrim evlatları, Yahudilerle yürütülen bu müzakerelere ve bunlardan doğacak son derece tehlikeli kararlara karşı kesin ve caydırıcı adımlar atmalı, egemenliğimizi pazarlayan ve mukaddesatımızı sahte “ulusal kazanımlar” gerekçesiyle feda etmek isteyenlere engel olmalıdır.

Egemenliği peşkeş çekmek, kararı ABD Temsilcisi Thomas Barrack’a teslim etmek ve dünyayı kana bulayan, dünyanın dört bir yanında zorbalık yapan, Müslüman ülkelerinde suç işleyen Amerika’nın planlarına ram olmak; bizi ancak daha fazla zillet ve hüsrana sürükleyecektir. Gazze’de yaşananlar bunun en yakın örneğidir. Bu bozguncu ve mağlubiyetçi yaklaşım, ülkeyi, zenginliklerini ve halkını Amerika ve onun uşaklarının eline teslim edecektir.

Ey Şam diyarındaki samimi Müslümanlar! Yahudilerle yapılan bu müzakereler ve özellikle Yahudi varlığının sınır güvenliğini sağlamak için güvenlik koordinasyon komiteleri kurulması, son derece büyük bir tehlike ve karşı konulması gereken kaygan bir zemindir. İçerideki yenilmişlerin bahanelerine sakın aldanmayın! Gelin yeniden Allah’a birlikte olalım; O’nun şeriatını tatbik edip yeryüzünde hükmünü ikame edelim Allah, bizim Velimiz ve Yardımcımızdır.

Yahudi varlığı gaspçı bir varlıktır; uzlaşma ve barış mesajları ona asla fayda etmez. Yahudilerle mücadele bir “sınır mücadelesi” değil, bir varlık-yokluk mücadelesidir. Onunla her türlü normalleşme, birlikte yaşama ya da barış girişimi, gerekçesi ne olursa olsun büyük bir suç, kara bir leke ve on dört yıllık devrim fedakârlıklarına açık bir ihanettir. Aynı zamanda Amerikan dayatmalarına boyun eğmektir, bu dayatmalar yalnızca Amerika’nın ve Yahudi varlığının çıkarlarına hizmet etmektedir.

Şam’ın sadık evlatları buna razı mı olacaklar, yoksa çok geç olmadan sözlerini mi söyleyecekler?

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ “Şüphesiz ki bunda kalbi olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.” [Kâf 37]

Devamını oku...

Hilafetin Yıkılışının 105. Yıldönümü Vesilesiyle El Ubeyde Şehrinde Halka Hitap Edildi

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti gençleri, H. 13 Recep 1447 / M. 02 Ocak 2026 Cuma günü, El-Ubeyd şehrinde, Kuzey Kerime Pazarı Camii’nde Cuma namazının ardından halka hitap konuşma gerçekleştirdi. Etkinlikte Hizb-ut Tahrir üyesi Üstad Ahmed Vadaa Abdülkerim bir konuşma yaptı. Abdülkerim konuşmasında, gerçek izzet ve güvenliğin ancak Hilafet’in gölgesinde mümkün olabileceğini beyan etti. Abdülkerim güç ve kuvvet ehline, alimlere, siyasilere ve medya mensuplarına seslenerek, Nübüvvet metodu üzere İkinci Raşidi Hilafet’i kurmak için derhal harekete geçmeleri ve bu uğurda çalışmaları çağrısında bulundu.

Katılımcılar, eyleme ve konuşmaya Hizb’i överek karşılık verdiler. İçlerinden video ve fotoğraf çekenler oldu.

Bu kitlesel hitap, Allah’a hamdolsun ki bölge halkı arasında büyük bir yankı ve teveccüh buldu.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER