Çarşamba, 27 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Yaratmak, Yoktan Var Etmek Anlamındadır

بسم الله الرحمن الرحيم

(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin “Fıkhî” Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)

Soru-Cevap

Yaratmak, Yoktan Var Etmek Anlamındadır

Mahmud Sankart’a

Soru:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…Faziletli Şeyhimiz; sizi İslam’ın selamıyla selamlıyorum; Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekâtuhu… Allah’tan sizi korumasını, size yardım etmesini, en kısa zamanda sizin elinizle zaferin gerçekleşmesini ve ümmetin bir asırdır yitirmiş olduğu izzetini, onurunu ve vahdetini yeniden kazanmasını diliyorum...

Celil Şeyhimiz; Şeyh Abdulkadim Zellum’a (Allah ona rahmet eylesin) ait “İslam’da Klonlamanın Hükmü” adlı kitabının ilk sayfasında şöyle geçmektedir: “Zira dakik kanunlar ve muhkem nizam, kadir ve hakîm var edici bir düzenleyicinin varlığını gerektirir. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍBiz, her şeyi bir kadere göre yarattık.” [Kamer 49] Ve şöyle buyurmuştur: وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيراًO, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.” [Furkan 2] Yani her şeyi takdir ile tertibin gözetildiği ve kendisi için elverişli şekilde düzenlediği bir yaratışla yaratmıştır. Dolayısıyla takdirsiz bir yaratma değil hakîm bir takdire göre olan bir yaratmadır. Bu yaratma, yoktan var etmektir. Çünkü yaratmak, var olanı icat etmek değil yoktan var etmektir. Çünkü var olandan icat etmek yaratmak değildir.” Bitti. Allah rahmet etsin o; yaratma mefhumunu yoktan var etmek ile sınırlandırmıştır; ancak bizler, Allahu Teala’nın Kitabı’nda geçen Allahu Teala’nın şu kavli; خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍO insanı bir parça kan pıhtısından yarattı.” [Alak 2] Ve Allahu Teala’nın şu kavli: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِّن طِينٍGerçek şu ki biz insanı çamurdan, süzülmüş bir özden yarattık.” [Müminun 12] Ve Allahu Teala’nın şu kavli: خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِAllah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.” [Rahman 14] Ve Allahu Teala’nın şu kavli: وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍCin’i de yalın bir ateşten yarattı.” [Rahman 15] gibi birçok ayet ile Allahu Teala’nın mevcut olanı yaratmaktan bahsettiği diğer ayetleri incelediğimizde yaratmak, sadece yoktan var etmek midir? Peki bu mefhum ile var olanı yaratmaktan bahseden ayetlerin içeriğinin arası nasıl bağdaştırılabilir?

Sizden net bir şekilde açıklamanızı rica ediyorum; Allah sizi, bizim adımıza en güzel şekilde mükafatlandırsın…

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berekâtuh. Güzel duan için Allah senden razı olsun; biz de senin için daha hayırlısıyla dua ediyoruz.

1- [El-Halku-yaratmanın] lügatte, birçok anlamı vardır; zira o, yoktan var etmek, daha önce benzeri olmayan bir şeyi icat etmek anlamına geldiği gibi takdir etmek ve yapmak anlamına da gelmektedir. Lisanü’l Arab’da şöyle geçmiştir: (Yaratmak)… Allahu Teala’nın sıfatlarından biri de yaratan ve her şeyi yoktan var edendir… Arapların dilinde el-Halku; bir şeyi daha önce örneği olmayan bir şekilde yaratmak demektir; Allah’ın yarattığı her şey, O’nun daha önce örneği olmayan bir şekilde ilk kez var edilmiştir… Dikkat edin, yaratmak da emretmek de O’na aittir; yapıp yaratanların en güzeli olan Allah'tır. Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî şöyle dedi: Arapların dilinde [el-Halku-yaratmak]; iki yönde kullanılmıştır: Birincisi, ortaya koyduğu bir örneğe göre inşa etmek (yaratmak) ve diğeri de takdir etmektirAllah bir şeyi yaratır; yani onu, daha önce var olmadığı halde var eden bir yaratılışla yaratır... Azze ve Celle’nin şu kavli gibi: يخلُقكم في بطون أُمهاتكم خَلْقاً من بعد خَلق في ظُلمات ثلاثO sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde, bir yaratıştan diğerine geçirerek yaratıyor.” [Zümer 6] Yani sizi, nutfeler, sonra alakalar, sonra mudgalar, sonra kemikler hâlinde yaratır, sonra kemiklere et giydirir, ardından onu şekillendirir ve onun içine ruh üfler demektir; işte anlamı budur. (خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ ف۪ي ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍۜÜç karanlık içinde, bir yaratıştan diğerine geçirerek yaratıyor.”); karın, rahim ve plasentada denilmiştir; ayrıca sülb, rahim ve karın da denilmiştir…]

[El-Halku] yaratmak: (Bütün şeyleri daha önce mevcut değilken) var etmek, (takdir etmek) ve (bir şeyi daha önce örneği olmayan bir şekilde yaratmak) demektir.

İstenilen anlamı belirleyen şey, siyak ve karinelerdir.

2- Klonlama kitabında geçen siyak, yoktan var etme anlamındaki yaratma siyakıdır; zira şöyle diyor:

[Bu müthiş bilimsel gelişmeler ve son derece gelişmiş teknoloji sayesinde bunların kullanılması, gösterse gösterse Allah'ın azametini, kudretini, hikmetini ve O'nun muhkem icadını gösterir ki O; bu kâinatı var eden yaratıcıdır ve bu kâinat tesadüfen yaratılmamıştır. Çünkü üzerine seyrettiği ondaki dakik nizam, onu kontrol eden ve seyrettiren dakik kanunlar ve bunların uğrunda yaratıldığı şeylere elverişli şekilde düzenlenmiş özellikleri, tesadüfen yaratılmış olmasını ortadan kaldırmaktadır. Çünkü tesadüf, dakik kanunları ve muhkem bir nizamı ortaya çıkaramaz. Zira dakik kanunlar ve muhkem nizam, kadir ve hakîm var edici bir düzenleyicinin varlığını gerektirir. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍBiz, her şeyi bir kadere göre yarattık.” [Kamer 49] Ve şöyle buyurmuştur: وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيراًO, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.” [Furkan 2] Yani her şeyi takdir ile tertibin gözetildiği ve kendisi için elverişli şekilde düzenlediği bir yaratışla yaratmıştır. Dolayısıyla takdirsiz bir yaratma değil hakîm bir takdire göre olan bir yaratmadır. Bu yaratma, yoktan var etmektir. Çünkü yaratmak, var olanı icat etmek değil yoktan var etmektir. Çünkü var olandan icat etmek yaratmak değildir.]

3- Nitekim araştırmanın tamamı, yoktan var etme anlamındadır; zira şeylerin tesadüfen var olmadığından, aksine onları yaratan, yani yoktan var eden bir Yaratıcılarının olduğundan ve onlar için dakik bir düzen oluşturduğundan bahsetmektedir... Hatta delil olarak gösterilen ayetler bile yoktan var etmeye delalet etmektedir: إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍBiz, her şeyi bir kadere göre yarattık.” [Kamer 49] وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيراًO, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.” [Furkan 2] Ayet-i kerimelerde her şeyden söz edilmektedir; zira ayetler, Allah’ın her şeyi yarattığını belirtmektedir; bu da her şeyin yaratılmış olduğu anlamına gelmektedir; yani şeyler önceden mevcut değildi ve Allah onları yarattı, yani var olmadıkları halde onları var etti demektir; çünkü “her şey” siğası, şeylerin tamamını kapsamaktadır. “Klonlama” hakkındaki sözüne gelince: (Bu yaratma, yoktan var etmektir. Çünkü yaratmak, var olanı icat etmek değil yoktan var etmektir. Çünkü var olandan icat etmek yaratmak değildir.) Bu, özellikle bu bağlamda doğru ve yerinde bir sözdür.

4- Soruda geçen ayetlere gelince: خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍO insanı bir parça kan pıhtısından yarattı.” [Alak 2] وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِّن طِينٍGerçek şu ki biz insanı çamurdan, süzülmüş bir özden yarattık.” [Müminun 12] خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِAllah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.” [Rahman 14] وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍCin’i de yalın bir ateşten yarattı.” [Rahman 15] Bunlar yaratmanın aşamaları hakkındadır:

A- Örneğin Adem Aleyhisselam'ın yaratılışından bahseden ayetler, onun yaratılış aşamalarını anlatmaktadır; o, topraktan yaratılmıştır; Allah Subhanehu bu toprağı çamur haline getirmiş, sonra kuru bir çamur gibi olmuş, ardından kiremit gibi pişmiş bir çamur gibi olmuş, sonra da ona ruhundan üflemiştir. Kurtubi’nin tefsirinde şöyle geçmektedir: [Allahu Teala’nın; (خَلَقَ الْإِنسَانَO insanı yarattı”) kavline gelince; Subhanehu, gökler ve yerden müteşekkil büyük âlemin yaratılışını ve bu ikisinde Kendi vahdaniyetine ve kudretine delalet eden şeyleri zikrettiğinde, küçük âlemin yaratılışını da zikretmiştir. Şöyle buyurmuştur: (خَلَقَ الْإِنسَانَO insanı yarattı”) kavli, tevil ehlinin ittifakıyla adem anlamına gelmektedir. (Kiremit gibi pişmiş bir çamurdan); [الصلصال-Salsâl]; vurulduğunda tın tın ses çıkaran kuru çamur olup, kiremit gibi pişirilmiş çamura (fahhâr) benzetilmiştir. Şöyle denilir: Kumla karıştırılmış çamurdur. Ve şöyle denilir: Kokuşmuş çamur; etin bozulması ve kokuştuğunda bozulması gibi; nitekim (Hicr suresinde) geçmiştir. Burada şöyle buyurdu: (من صلصال كالفخارPişmiş çamura benzeyen bir balçıktan.) Orada şöyle buyurdu: (من صلصال من حمأ مسنونPişmemiş kuru çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan.”) ve şöyle buyurdu: (اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍŞüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” [Saffât 11]) Ve şöyle buyurdu: (كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍÂdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı.” [Al-i İmran 59]) Bu, üzerinde ittifak edilen anlamdır; şöyle ki; yeryüzünün toprağından aldı; onu yoğurdu ve böylece çamur oldu; sonra geçip pişmemiş kuru çamur gibi oldu; ardından geçip pişmiş çamura benzeyen bir balçık gibi oldu.] Ancak bu, hiçbir şekilde yoktan yaratmanın olmadığı anlamına gelmez; öyleyse Adem Aleyhisselam'ın yaratıldığı toprak nereden geldi? Allah Subhanehu onu yoktan var etmedi mi? Peki toprak nasıl ete ve kana dönüştü? Bu yoktan var etmek değil mi? Sonra Allah Subhanehu ve Teala ona ruhundan üfledikten sonra hayatı ona nereden geldi; ruh da Allah’ın yaratması değil mi?! Âdem Aleyhisselam’ın yaratılışından söz eden ayet-i kerimelerde geçenler, onun yaratılış aşamalarının bir tasviri olup, bunlardan Âdem’in yoktan yaratılmadığı anlaşılmaz.

B- Aynı şekilde cinlerin yaratılışından bahseden ayetlerde de onun yaratılış aşamaları şöyle anlatılır; önce ateşten yaratılmış, sonra Allah, Subhanehu'nun katındaki bir hikmet gereği onu cin haline getirmiştir. Kurtubi’nin tefsirinde şöyle geçmiştir: (وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍCin’i de yalın bir ateşten yarattı.” [Rahman 15]) Hasan şöyle dedi: [الْجَانَّ -el-cân), cinlerin babası olan İblis'tir. Ve şöyle denildi: [الجان – el-cân], cinlerden biridir ve [المارج – el-mâric] ise alevdir. İbn Abbas’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah cinleri saf bir ateşten yaratmıştır. Yine ondan; alevlendiğinde uç kısmında beliren (ateşin alev) dilinden yaratıldığı rivayet edilmiştir. Leys, şöyle dedi: [المارج – el-mâric]; yoğun alevli parlak meşaledir... İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre bu, ateşin üzerinde yükselen ve birbiriyle karışan kırmızı, sarı ve yeşil alevlerdir; Mücahid’den de buna benzer bir rivayet nakledilmiştir ve bunların hepsi anlam bakımından birbirine yakındır… El-Cevherî, es-Sıhâh'ta şöyle demiştir: (مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍYalın bir ateşten”); dumansız ateş olup, cinler ondan yaratılmıştır.] Cinlerin kendisinden yaratıldığı ateşi, Allah Subhanehu yaratmış, onu daha önce mevcut değilken var etmiş; daha sonra Allah, ondan cinleri yaratmış ve onlara yaşamın nedenlerini bahşetmiştir; işte tüm bunlar, cinler henüz mevcut değilken Allah Subhanehu'nun fiilidir... Cinlerin yaratılışının aşamalarla gerçekleşmiş olması, Allah’ın onları yoktan var etmediği anlamına gelmez...

C- Allahu Teala’nın; خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍO insanı bir parça kan pıhtısından yarattı.” [Alak 2] kavli; Allah’ın insanı yoktan var etmediğine delalet etmez; zira Alak, erkeğin menisi ve kadının yumurtasından oluşur; Allah ikisini et ve kemiğe dönüştürdü, sonra da ona ruh üfledi... Tüm bunların kaynağı Allah Subhanehu'dur; zira bütün bunları, Subhanehu'nun daha önce mevcut değilken yarattığı dakik bir düzene göre var eden O’dur... Dolayısıyla bu, hakikatinde yoktan var etmektir... Bu ayet-i kerimede; خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍO insanı bir parça kan pıhtısından yarattı.” [Alak 2] ve benzerlerinde geçenler, onun yaratılışının aslını değil, yaratılışının aşamalarını anlatmaktadır. Dahası başka ayetler, onun yaratılış aşamaları hakkında daha fazla ayrıntıyla gelmiştir; tıpkı Allahu Teala’nın şu kavli gibi: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ * ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ * ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماً ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَGerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yarattık; sonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getirdik. Ardından nutfeyi (döllenmiş yumurta) alakaya (rahimde asılıp beslenen embriyo) çeviriyor, alakayı şekilsiz et (görünümünde) yapıyor, bu etten kemikler yaratıyor, daha sonra da kemiklere adale giydiriyoruz; nihayet onu bambaşka bir varlık halinde inşa ediyoruz. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.” [Müminun 12-14]

Allah Subhanehu, her şeyi başlangıcından sonuna kadar yaratandır ve bunun için Subhanehu’nun şu kavli yeterlidir: إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍBiz, her şeyi bir kadere göre yarattık.” [Kamer 49] وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيراًO, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.” [Furkan 2] Böylece Allah’ın mahlukatları yaratmasından söz eden Kur’an ayetlerini takip ettiğimizde, bunların yoktan var etme fikrini kapsadığını görürüz; bu, yaratmanın aslı olduğu gibi Allah Subhanehu hakkında O’nun yaratıcı olduğunu söylememizin de aslıdır; nasslarda Allah’ın bir şeyi başka bir şeyden yarattığının zikredilmesi buna zarar vermez; çünkü birinci şey ve ikinci şey de Allah’ın yaratmasıdır: وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيراًO, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.” [Furkan 2] Sonuçta yaratmada emir Subhanehu’ya aittir… Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Umarım bu kadarı yeterli olmuştur; en iyi bilen ve hüküm veren Allah’tır.

Son olarak sana selamlarımı iletiyor ve senin için hayır duada bulunuyorum.

Kardeşiniz

Ata İbn Halil Ebu Raşta

H. 24 Rabiu’l Evvel 1448

M. 06/09/2026

Cevaba, Emir’in (Allah onu korusun) web sitesinden bağlanabilirsiniz:

https://www.facebook.com/AtaAboAlrashtah/posts/122150554173129051

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER