Pazar, 30 Zilkâde 1447 | 2026/05/17
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Günümüzde Müslümanların Başındaki Yöneticilerden Nusret Talep Etmek

بسم الله الرحمن الرحيم

(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin “Fıkhî” Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)

 

Soru-Cevap

Günümüzde Müslümanların Başındaki Yöneticilerden Nusret Talep Etmek

Saadi Zeyb Avad’a

Soru:

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekâtuh; azim olan Allah’tan, mesajımın, siz en iyi durumda iken ulaşmasını temenni ediyorum; faziletli Şeyhim sorum şöyle:

Sahihayn’de bu hadis, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şu lafızla sabit olmuştur: وَإِنَّ اللَّهَ لَيُؤَيِّدُ هَذَا الدِّينَ بِالرَّجُلِ الْفَاجِرِ “Şüphesiz ki Allah, bu dini facir bir adamla da destekler.”

Yöneticilerimiz facir olduğuna göre, neden nusret talebinden istisna edilmişlerdir; oysa hadisin metnine göre bu dine yardım etmeleri mümkündür?!

Gerçeklik okunduğunda, günümüzdeki orduların güç ve kuvvetin menatı olduğunu kabul etmemle birlikte, ancak yöneticiye hitap etmenin ve onun icabet etmesinin, yöneticinin emriyle hareket ederek halkları öldüren, katleden ve yok eden teslim olmuş ordulara hitap etmekten daha hafif ve daha kolay olduğunu düşünüyorum; nitekim gördüklerimiz bunun kanıtıdır.

Peki Evs ve Hazrec’in nusreti nasıl oldu? Kabilenin bireyleri ve savaşçıları tarafından mı oldu, yoksa iki kabilenin liderleri tarafından mı oldu?

Sizden, şerî delillerle birlikte açıklamanızı rica ediyorum. Vesselamu Aleykum.

Cevap :

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berekâtuh.

1- Bahsettiğiniz hadise gelince; bu hadis, devletin kurulması için nusret talep etmekle ilgili değildir; aksine Hilafet Devleti’nde yaşayan zimmi veya muahit bir kişinin Müslümanların ordusu içinde onların düşmanlarına karşı Müslümanlarla birlikte savaşmasının caiz olmasıyla ilgilidir… Hatta resmin senin için netleşmesi adına ilgili bazı nassları aktaracağım:

Bahsettiğiniz hadisi, Buhari ve Müslim rivayet etmiştir: ... ثُمَّ أَمَرَ بِلَالاً فَنَادَى بِالنَّاسِ إِنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا نَفْسٌ مُسْلِمَةٌ، وَإِنَّ اللَّهَ لَيُؤَيِّدُ هَذَا الدِّينَ بِالرَّجُلِ الْفَاجِرِ “...Sonra [Allah’ın Rasulü] Bilal'e emretti, o da insanlara şöyle nida etti: Şüphesiz cennete sadece Müslüman bir nefis (mümin) girer. Allah bu dini facir (günahkar/fâsık) bir adamla da güçlendirir.” (Lafız Buhari’ye aittir); bu, zimmet ehli gibi İslam Devleti’nde yaşayan bir kâfir veya fasığın, savaş sanatlarında usta olması hâlinde İslam ordusunda savaşmasının caiz olduğu anlamına gelmektedir; Buna dair delillerden bazıları şunlardır:

A- İslam Şahsiyeti kitabının ikinci cildinde, Savaşta Kafirlerden Yardım Almak bölümünde şöyle geçmektedir:

[Zimmî olup olmadıklarına bakmaksızın, ister İslam devleti tebaasından olsunlar ister olmasınlar, İslam bayrağı altında olmaları şartı ile fertler halinde kâfirlerden yardım almak caizdir. Ancak, İslam devletinden kopuk kendilerine ait siyasi varlıkları olan belirli bir grup halindeki kâfirlerden yardım almak kesinlikle caiz değildir. Bağımsız bir devlet vasfı ile onlardan yardım almak haram olur. Savaşta fertler halinde kâfirlerden yardım almanın caiz olduğuna dair delil şu rivayetlerdir: “Müşrik olduğu halde, Kuzman, Uhud günü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabı ile birlikte savaş için yola çıktı. Müşriklerin sancaklarının taşıyıcıları Abduddâr oğullarından üç kişiyi öldürdü. Öyle ki Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: إن الله ليأزر هذا الدين بالرجل الفاجر“Şüphesiz ki Allah bu dini facir bir adamla da destekler.”Taberi, tarihinde rivayet etti.]

B- Aynı şekilde Şevkani’ye ait Neylül Avtar’ın, Müşriklerden Yardım Almak bölümünde şöyle geçmektedir : [Müşriklerden yardım almanın caiz olduğuna delalet eden şeylerden biri de şudur: “Müşrik olduğu halde, Kuzman, Uhud günü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabı ile birlikte savaş için yola çıktı. Müşriklerin sancaklarının taşıyıcıları Abduddâr oğullarından üç kişiyi öldürdü. Öyle ki Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: إن الله ليأزر هذا الدين بالرجل الفاجر “Şüphesiz ki Allah bu dini facir bir adamla da destekler.”]

Gördüğünüz gibi hadis, zimmet veya muahit ehlinden olan bir kişinin, Müslümanların ordusu içinde onların düşmanlarına karşı Müslümanlarla birlikte savaşmasınıncaiz olduğuna dair bir delildir… Dolayısıyla Hilafeti kurmak için nusret talep etmekle bir ilgisi yoktur.

2- Günümüzdeki Müslümanların başındaki yöneticilerden nusret talep etmenin caiz olması hakkındaki sorunuza gelince; bu mesele, nusret talep etme alanında çalışanlara yönelik özel mesajlarımızda ayrıntılı olarak geçmektedir… Fakat ben ondan, günümüzde İslam beldelerindeki yöneticilerden nusret talep etme konusundaki sorunuzla ilgili olan kısmı aktaracağım:

[…

* Eğer insanların üzerinde yaşadığı bir toprak parçasında, ister bir kabile olsun ister bir devlet olsun çevresindeki varlıklara göre bir varlık niteliği taşıyan bir otorite varsa ve bu otorite onların işlerini gözetiyor, meselelerini yönetiyor, halkından iyi olanı ödüllendirip onlardan kötülük yapanlarını cezalandırıyor ve benzeri işleri yürütüyorsa... ardından da çevresindeki varlıklara karşı kendisini savunabilecek güç ve kuvvete sahipse... işte o zaman bu, nusret talep etmeye uygun olan bir varlık sayılır...

Nusret talep etmenin yolu, iki durumda olur:

Birincisi: Nusretin, bu varlığın, yani kabilenin şeyhinden veya devlet başkanından talep edilmesi…

İkincisi: Nusretin, bu varlık içindeki güç ehlinden olan bir gruptan talep edilmesi.

Bu yolun her iki durumda da kullanılması, ister devletler isterse kabileler olsun bu varlıkların gerçekliğine bağlıdır:

* Eğer varlık kendi işlerinde bağımsız olursa, o zaman yukarıdaki iki durumdan herhangi biriyle, yani onun başkanından veya onun içindeki güç ehlinden olan kişilerden nusret talep etmek caiz olur.

* Eğer dış bir güçle bağlantısı varsa, onu bırakmak istemiyorsa ve biz de bunu biliyorsak, dış güçle ilişkisini kesmedikçe onun nusretine kabul etmeyiz; o zaman (gerekirse) ikinci durumdaki yolu kullanırız, yani güç ehlinden olan topluluktan nusret talep ederiz.

• Siret incelenip tedebbür edildiğinde, bu hususlar net bir şekilde ortaya çıkacaktır: ...

Biz bunu, delilleriyle birlikte nusret talebi konusunda çalışanlar için detaylandırdık... Ancak size bunlardan, sorunuzla ilgili olan tek bir hususu zikredeceğim:

[Dış güçlerle bağlantısı olan kabilelere ve aynı şekilde dışarıyla bağlantısı olan devletlere gelince; bunların dışarıyla bağlantısı olduğunu bilirsek o zaman onlardan nusret talep etmeyiz; ayrıca bağlı olduğu yabancı devleti razı etmek için bir konuda nusret talep edip başka bir konuda nusret talep etmemeyi de kabul etmeyiz; aksine gerekirse ikinci durum izlenecek yol olmalıdır; yani cevap verdiklerinde birlikte değişimi gerçekleştirebilecek bir güç oluşturacak adamlardan nusret talep edilir; tıpkı bu, Şeyban İbn Salebe kabilesiyle meydana geldiği gibi; Uyûnü’l-Eser’de şöyle geçmektedir (1/202):

[Kasım bin Sabit, gördüğüm kadarıyla, Abdullah bin Abbas’ın Ali bin Ebu Talib’den, onun ve Ebu Bekir’in Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktıkları hakkındaki hadisten zikretmiştir; bu nedenle Ali şöyle dedi: Ebu Bekir bütün hayırlarda önde idi. Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: Kimdir bu kavim? Onlar da: Şeyban İbn Salebe, dediler. Bunun üzerine (Ebu Bekir), Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e yönelerek şöyle dedi: Anam babam sana feda olsun! Bunlar, kavimleri arasında ulu kişilerdir ve onların arasında, Mefruk İbn Amr, Hani İbn Kabisa, Masna İbn Harise ve Numan İbn Şerik de vardır; Mefruk İbn Amr açıklaması ve lisanıyla onlara üstün gelmişti…

Mefruk şöyle dedi: Belki de sen Kureyşli bir kardeşsindir? Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: Şayet size onun Allah’ın Rasulü olduğu ulaştıysa bakın işte O burada… Mefruk şöyle dedi: Böyle anıldığı bize ulaştı. Ey Kureyşli kardeş beni neye davet ediyorsun? Bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem öne çıktı ve şöyle dedi: أَدْعُوكُمْ إِلَى شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ، وَأَنْ تؤوونى وَتَنْصُرُونِي حَتَّى أُؤَدِّيَ عَنِ اللَّهِ الَّذِي أَمَرَنِي بِهِ، فَإِنَّ قُرَيْشًا قَدْ تَظَاهَرَتْ عَلَى أَمْرِ اللَّهِ، وَكَذَّبَتْ رَسُولَهُ، وَاسْتَغْنَتْ بِالْبَاطِلِ عَنِ الْحَقِّ، وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ… “Allah´tan başka ilah olmadığına O´nun ortaksız olduğuna benim de Allah'ın elçisi olduğuma şehadet etmeye ve Rabbimin emirlerini yerine getirinceye kadar beni himaye etmeye, bana yardımcı olmaya sizi davet ediyorum. Çünkü Kureyşliler Allah’ın emrine karşı geldiler. Rasulü’nü yalanladılar. Hakkı bırakıp da batıl ile yetindiler. Ama Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her hususta övülendir. …

Mefruk ona dedi ki: Vallahi ey Kureyşli kardeş! Sen yüce bir ahlaka ve güzel amellere davet ettin. Seni yalanlayan ve sana karşı çıkan kavim iftira atmış.

Masna İbn Harise’nin konuşmaya katılmasını istiyor gibiydi ve şöyle dedi…

(Biz buraya, Kisra´ya verdiğimiz bir söze sadık kalmak koşuluyla yerleştik. Burada huzursuzluk ve kargaşalık çıkarmayacağız. Senin bizi davet ettiğin şeyden hükümdarların hoşlanmayacağını görüyorum; eğer Arap sularından gelecek olanlara karşı seni barındırmamızı ve sana yardım etmemizi istersen, biz bunu yaparız . Bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: ما أسأتم في الرد إذ أفصحتم بالصدق، وإن دين الله لن ينصره إلا من أحاطه من جميع جوانبه “Siz bana kötü bir cevap vermediniz. Zira doğruyu söylediniz. Kesinlikle Allah’ın dinine ancak (dinden taviz vermeksizin) bütün yönleriyle kuşatan yardım edebilir…”)]

Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Beni Şeyban ile Farslar arasında bir anlaşma olduğunu ve Beni Şeyban’ın, Farslara karşı olmamak şartıyla Rasul’e Araplara karşı nusret vermeyi kabul ettiğini öğrenince, onlardan bunu kabul etmemiştir; oysa onlar, Kureyş’e ve Araplara karşı ona nusret vermeyi kabul etmişlerdi; ancak Farslarla yaptıkları ahit sebebiyle bunun Farslara karşı olmaması şartını koşmuşlardı; Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kureyş’e karşı nusrete ihtiyacı olmasına rağmen ancak Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisine ancak bütün kâfirlere karşı nusret vermelerini kabul etmiştir.

Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde nusret talep etmek kısaca bu şekildedir; biz de Allah’ın yardımıyla bunu takip ediyoruz; Subhanehu’dan bizi, Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurarak İslami hayatı yeniden başlatmaya muvaffak kılmasını temenni ediyoruz… ]

Bu kadarı yeterlidir; en iyi bilen ve hüküm veren Allah’tır.

 

Kardeşiniz

Ata İbn Halil Ebu Raşta

H. 2Zilkade 1447

M. 14/05/2026

Cevaba, Emir’in (Allah onu korusun) web sitesinden bağlanabilirsiniz:

https://www.facebook.com/AtaAboAlrashtah/posts/122136258303129051
https://archive.hizb-uttahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4634/

Bu kategoriden diğerleri: « Forex

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER